Cinsel Davranışların Psikopatolojisi
- harmonikulup
- 7 Oca
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 3 gün önce
Cinsellik sadece bedenle ilgili değildir. Bir sevişme deneyiminde en az iki de ruh vardır. Cemal M. Bulut

Cinsellik Neden Sadece Bedenle İlgili Değildir?
Dünya, sürekli var olma çabası içindeki insanların gürültüsüyle dönüyor. Sokaklar, ofisler, evler; yüzlerinde taşıdıkları maskelerle birbirine dokunmaya çalışan, ancak kendi içindeki boşluğa çarpıp duran ruhların gürültüsü içinde kendimizi duyamaz haldeyiz...
İnsanın belki de gerçekliğini paylaştığı tek an olan cinsellik, bugün artık "yakınlık" kurma tutkusu değil, ruhların aldığı derin yaraların izleriyle dolu semptomlar galerisine dönüştü.
Cinsellik, çoğu zaman biyolojik dürtüler ya da haz arayışı olarak ele alınsa da, cinsel davranışlar aslında benliğin, kişiliğin, bağlanma biçimlerinin, travmaların ve ruhsal dengenin izlerini taşır.
Bir insanın cinselliği nasıl yaşadığı, çoğu zaman hayatı nasıl yaşadığıyla paraleldir. Fakat günümüzde aşklar “bir hiçliğin, öteki hiçliğe temas etmesi.” olarak yorumlanabilir. (Son cümle Brene Brown’un evlilik ve aşk üzerine sarfettiği cümledir.)
Hal böyle olunca; konumuz da “Cinsel Davranışların Psikopatolojisi” olsun istedim sevgili dostlar. Son yıllarda akademik alanda da oldukça önemli bir konu haline geldi. Çalışmalar giderek artıyor. Çünkü sağlıksız ilişkiler ve sağlıksız cinsel yaşam, insanların ruh sağlığını perişan ediyor.
Ancak bilinmelidir ki; insan bilimlerinde cinsel davranışlar “normal–anormal” ekseninde değil, bireyin iç dünyası, ilişkisel örüntüleri, psikolojik ve duygusal ihtiyaçları bağlamında ele alınıyor.
Yani bu yazıda bahsi geçen ve geçecek olan “Psikopatoloji” kavramı; sadece "normal" dışı olanı ifade etmiyor. Ruhun hayatta kalmak için icat ettiği ama sağlıklı olmayan savunma mekanizmalarını anlatıyor.
Cinsel davranış bozuklukları ya da zorlantılı (kompulsif) davranışlar, modern insanın kendi içindeki acıları uyuşturma çabası olarak görülüyor. Tıpkı bir morfin gibi, ruhun kronik sorunlarını bastırmak için soğuk tenlere sığınıyoruz. Bu nedenle her temas, ruhlardaki derin yaraları daha da kanatır. Çünkü asıl mesele "haz" değildir; asıl mesele, bireyin kendi bütünlüğünden kopmuş olmasıdır. Cinsel eylem, bazen kişinin kendi parçalanmışlığını hissetmemek için sığındığı, duygusal anestezi (uyuşma) halidir.
Cinsel Davranış Nedir?
Cinsel davranış; yalnızca cinsel ilişkiden zevk almayı değil, arzuyu, fantezileri, yakınlık kurma biçimlerini, sınır algısını, hazla kurulan ilişkiyi ve bedensel–duygusal temasın tümünü kapsar.
Nihilistik bir çağın çocuklarıyız. Değerlerin kaybolduğu, her şeyin hızla erişilip, tüketildiği düzenin içindeyiz. İnsan da maalesef bir "özne" olmaktan çıkıp bir "nesne" haline gelmiş durumda. Cinsel davranışlardaki psikopatolojik eğilimlerin neredeyse tamamı, bu nesneleştirmeden besleniyor.
Bu beslenme sonucunda; Karşımızdaki insanı ruhu olan, geçmişi ve kırgınlıkları olan bir varlık olarak değil; sadece cinsel ihtiyacımızı, duygusal ihtiyacımızı karşılayan bir "araç" olarak gördüğümüzde, aslında kendi ruhumuzdan ve cinsel kimliğimizden vazgeçmiş oluyoruz ki bu kopuş; insan bilimlerinin psikoloji disiplininde cinsel davranışların psikopatolojisi olarak tanımlanıyor.
Cinsel Davranışların Psikopatolojik Örneği; Fetişizm ve mazoşizmi ele alalım.
Bu ve buna benzer pek çok davranış örüntüsü, aslında geçmiş yaşam deneyimlerimizden gelen "hasarın ya da hasarların" yetişkinlikte beden ve cinsel kimlik üzerinden yeniden sahnelenmesidir. Fetişizm ve Mazoşizm örneğine göre ise; Acı çekme ya da çektirme arzusu, belki de kişinin ancak canı yandığında "var olduğunu" hissetme çabasıdır. Çünkü bazı ruhlar, sevgiyi ve şefkati tanıyamayacak kadar erken yaralanmıştır; onlar için tek gerçek dil, şiddetin ya da hükmetmenin varlığıdır.
Psikopatolojik Kavramın tanımı dışında kalan Sağlıklı Cinsel Davranışlar ise şöyle tanımlanır:
Cinsellik karşılıklı gönüllülük içerir. Karşılıklı rızaya dayalıdır.
Birey, kendine ve partnerine yönelik sınır bilinci taşır. Kendi alanının ihlaline izin vermez, partnerinin alanını ihlal etmez.
Deneyim esnasında ve sonrasında suçluluk, korku, kaygı ve tiksinme hissetmez.
Bireyin benliği ve değerleriyle uyumludur
Psikopatolojik Olmayan Diğer Durumlar;
Yüksek ya da düşük cinsel istek
Farklı fanteziler
Eşcinsellik / biseksüellik
Karşılıklı rıza ve onaya dayalı olduğu sürece tüm yetişkin cinsel pratikleri
Psikopatoloji, normdan sapma değildir sevgili dostlar. Psikopatolojik düzeydeki cinsel davranışlar; yukarıda saydığımız tanımların dışına çıkıldığı alanlar olarak kabul edilir.
Cinsel Davranışların Psikopatolojisi Ne Demektir?
Cinsellik ve cinsel yaşamı, bireyin ruhsal işleyişinde bir denge unsuru olmaktan çıkıp, bir kaçış, telafi, kontrol ya da kendine zarar verme alanına dönüşmesi Cinselliğin Psikopatolojik unsurlarını ifade eder.
Burada mesele yalnızca davranışın kendisi değil, davranışın işlevidir. Çünkü cinsellik bireye özgüdür, her insanın duygusal ve ruhsal ihtiyaçları farklıdır. Herhangi bir cinsel davranış, bir kişi için sağlıklı bir yakınlık biçimi, başka bir kişi için derin bir boşluğu örtme çabası, bir başkası için ise travmatik bir unsur olabilir.
Helen Bright-Gerrie'ye göre, en derin cinsel davranış patolojisi; yatakta bile kendimiz olamamaktır.
Toplumsal beklentilerin, porno kültürünün dayattığı sahte performansların ve "mükemmel" olma zorunluluğunun altında ezilen modern insan, cinsel yaşamında bile kendiliğini var edemez. Kendi fantezilerinden utanan, arzularını bastıran ya da tam tersi, hiç hissetmediği bir tutkunun rolünü üstlenen birey, kaçınılmaz olarak kendi bedenine ve kendi ruhuna yabancılaşır.
Cinsellik, iki ruhun tutkulu ve zevk dolu yolculuğu olması gerekirken, dış dünyanın onayını aradığımız bir sahneye dönüştüğünde, orada ruhun aldığı hasardan başka bir şey kalmaz insana. Her orgazm daha da soğutur bizi kendimizden. Her temas, daha da yalnızlaştırır ve kendi duygularımızla aramızdaki mesafeyi biraz daha açar.
Cinsel Davranış Ne zaman “Psikopatolojik” Sayılır?
Bir cinsel davranış tek başına psikopatoloji değildir.
Aşağıdaki ölçütlerden birkaçını birlikte taşıyorsa klinik değerlendirme alanına girer;
Birey dürtülerini kontrol edemiyorsa ya da kontrol edemediği dürtüler sıklıkla ortaya çıkıyorsa,
İlişki esnasında ya da sonrasında suçluluk, utanç hissediyor ya da iç çatışma yaşıyorsa,
Cinsel yaşamı işlevselliği (ilişki, iş, sosyal yaşam) bozuyorsa,
Kendine ya da partnerine ruhsal, fiziksel, duygusal zarar veriyorsa,
Gerçeklik algısı, empati ya da sınır duygusu kaybolmuşsa,
Duygusal ihtiyaçlarını cinsel deneyimle karşılama eğilimi gösteriyorsa.
Önemli Psikopatolojik Ayraçlar; Parafilik Bozukluklar (DSM-5 çerçevesi)
Önemli Not: Parafili başka bir şeydir, Parafilik Bozukluk başka bir şeydir.
Bir cinsel ilgi alanı parafili olabilir; ama bozukluk olarak kabul edilmesi için kişinin ya da başkasının zarar görmesi gerekir. Klinik olarak değerlendirilen başlıca parafilik bozukluklar şöyledir;
▪ Voyöristik Bozukluk
Başkasını haberi ve rızası olmadan izleyerek uyarılma ve cinsel haz alma.
▪ Teşhircilik (Exhibitionistic Disorder)
Bedenin cinsel bölgelerini, cinsel organını rızasız kişilere gösterme dürtüsü.
▪ Frotteuristik Bozukluk
Kalabalıkta rızasız fiziksel temasla uyarılma.
▪ Pedofilik Bozukluk
Çocuklara yönelik cinsel ilgi. Bu hem ağır psikopatoloji, hem suç, hem de ahlaksızlıktır.
▪ Sadistik / Mazojistik Bozukluk
Acı verme ya da zarar görme üzerinden uyarılma. (Rızaya dayalı BDSM bu kapsama girmez.)
Kompulsif Cinsel Davranış Bozukluğu
Halk arasında “seks bağımlılığı” denilen yapıdır. Kontrol edilemeyen cinsel düşünceler ve bu düşüncelerin tekrar eden döngüde bulunması.
Travma Kökenli Cinsel Davranışlar
Bu çok kritik bir alandır sevgili dostlar.
Bazı kişilerde aşırıya kaçan cinsellik, duygusuz, mekanik seks, bireyin kendisine zarar verdiğini bilerek sürdürdüğü ilişkilerdir.
Travma kökenli cinsel davranışlar bir “cinsel istek” motivasyonuyla değil yeniden yaşantılama (re-enactment) davranış biçimidir. Unutmayınız ki sevgili dostlar; Travma yaşayan ruh, tanıdığı acıyı tekrar tekrar sahneye koyar.
Psikopatolojik Cinsel Davranışların Temel Psikolojik Kaynakları
1. Bağlanma Yaraları
Geçmişinde gelişen bağlanma deneyimleri, bireyin cinsellikle kurduğu ilişkinin temelini oluşturur. Geçmiş deneyimlerle oluşan bağlanma ritülerine göre;
Güvensiz bağlanan bireylerde cinsellik, yakınlık kurmanın tek yolu haline gelebilir
Kaçıngan bağlanmada cinsellik duygudan kopuk, mekanik ya da mesafeli yaşanabilir
Kaygılı bağlanmada ise cinsellik; terk edilmemek için kullanılan bir araç olabilir
Bağlanma ritüeli ne olursa olsun, cinsellik burada bir duygu regülasyon aracına dönüşür.
2. Benlik Değeri ve Onay İhtiyacı
Bazı bireyler için cinsel açıdan çekici bulunmak ve arzu edilmek, kendilerine verdikleri değeri besleyen unsurlardır. Başkası tarafından arzulanmak onlar için adeta var olmanın kanıtı gibidir.
“İsteniyorsam değerliyim” inancı
Bedensel onay üzerinden benlik inşası
Reddedilme korkusuyla sınırların silikleşmesi
Bu durumda cinsellik, benliği beslemekten çok, benliği ayakta tutmaya çalışan kırılgan bir hal alır. Bu ihtiyaçla deneyimlenen her ilişki bir sarsıntıdır ve bu deneyimlerin birinde yıkım kaçınılmazdır.
3. Travma ve Cinsel Davranış
Travmatik yaşantılar, özellikle çocukluk çağı ihmal ve istismarları, cinsel davranışlarda ciddi bozulmalara yol açabilir.
Duygudan kopuk, dissosiyatif cinsellik
Zorlayıcı, tekrarlayıcı davranış örüntüleri
Haz sınırının kaybolması
Kontrolü ele alma gayretiyle güvende hissetme çabası
Bazı cinsel davranışlar, bilinçdışı düzeyde travmanın yeniden ve yeniden sahnelenmesi anlamını taşımaktadır.
Dürtü Kontrolü ve Kompulsif Cinsellik
Bazı bireylerde cinsellik, hazdan çok zorlayıcı bir dürtüye dönüşür.
Kontrol kaybı hissi
Suçluluk ve pişmanlığa rağmen tekrarlama
Duygusal boşlukta artış
İşlevsellikte bozulma
Bu tablo çoğu zaman anksiyete, depresyon ve benlik dağınıklığı ile birlikte görülür.
Cinsel Davranışlar ve Kişilik Yapıları
Kişilik örgütlenmesi, cinselliğin yaşanış biçimini doğrudan etkiler.
Narsisistik bireylerde cinsellik: Güç, onay ve hayranlık aracı olabilir
Borderline özelliklerde cinsellik: Yoğun, dalgalı, terk edilme korkusuyla iç içe bir cinsellik görülebilir
Obsesif yapılarda cinsellik: Kontrol, suçluluk ve bastırma ön planda olabilir
Burada önemli olan, davranışı etiketlemek değil; kişinin içsel ihtiyaçlarını anlamaktır.
Toplum, Kültür ve Bastırılmış Cinsellik
Cinsel psikopatolojiyi yalnızca bireysel faktörlerle açıklamak eksik kalır.
Aşırı baskıcı ahlaki normlar
Utanç temelli cinsel eğitim
Yasak–haz ikiliği
Bu koşullarda yetişen bireylerde cinsellik ya tamamen bastırılır ya da kontrolsüz patlamalar halinde yaşanır. Her iki uç da ruhsal dengeyi zorlar.
Ne Zaman Destek Almak Gerekir?
Aşağıda sıraladığım durumlar, cinsel terapi alanında uzmanlaşmış birinden profesyonel destek ihtiyacına işaret olabilir;
Cinselliğin yaşamın merkezini oluşturması,
Cinselliğin kaçış ya da kendine zarar verme biçimi haline gelmesi,
Suçluluk, utanç ve kendinden nefret duygularının artması,
Cinsel yaşam deneyiminde bireyin, partnerinin ve ilişkinin zarar görmesi.
Unutulmamalıdır ki dostlar; Psikolojik destek ya da cinsel terapi, cinselliği anlamak, kendi bedenini ve cinsel dünyasını fark etmek, düzenlemek ve sağaltmak içindir.
"Cinsellik bir ayna gibidir." E. Fromm
Erich Fromm’a göre cinsellik, insanın ruhsal dünyasını yansıtan aynalardan biridir. Jung ise cinselliği sadece bedenin değil benliğin de çıplaklığı olarak tanımlar.
Kim nasıl tanımlarsa tanımlasın, cinsel dünyamızo oluşturan şeyler bazen haz, bazen aşk, bazen tutku, bazen korku, bazen yalnızlık, bazen de derin bir bağlanma ihtiyacıdır.
Cinsel davranışları anlamak; insanı yargılamak değil, insanı insan yapan kimliklerinden bir tanesini kabul etmek demektir. Cinselliği sorun olarak değil, insanın kendini anlama yolculuğunda önemli bir işaret olarak ele almaktır.
Çünkü sevgili dostlar, insan denen varlığın bedeni ve ruhu birbirinden ayrı şeylermiş gibi düşünülemez.
Ruhun yaraları başkalarının tenine temas ederek iyileşmez. Başka bir insanla birbirimizin ruhunu görerek, korkusuzca maskelerimizi indirerek ve geçmişten gelen yaralarımızla var olduğumuzu kabul ederek bir bütün olabiliriz. Cinsel davranışların psikopatolojisi, ruhun "Beni gör, beni duy.” çığlığıdır.
Eğer cinselliği bir güven alanı olarak inşa edebilirsek; eğer karşımızdaki ruh ile ruhumuzun yaralarını tanıştırma cesareti gösterirsek, işte o zaman aşkın ve hayatın harmonisi başlar. Okuduğunuz için teşekkürlerimle Aşkla ve tutkuyla kalın dostlar. Cemal M. Bulut


Yorumlar