top of page

Redpill Gerçekleri

  • Yazarın fotoğrafı: harmonikulup
    harmonikulup
  • 5 Nis
  • 10 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 gün önce

Geçen hafta bir arkadaşımla buluştuk. Kendisiyle hem mesleki alanda hem de kurumsal eğitim alanlarında ortak projeler yürütüyoruz. 34 yaşında, zeki, duyarlı, bekar bir erkek. Bu yazıyı okuyacağından adım gibi eminim. Kendisinden de izin aldım. İsmini paylaşmayacağım.


Arkadaşımın canı sıkkındı. İlişkisinin bittiğini söyledi bana. İlişkinin neden bittiğini anlattıktan sonra “İyice Redpill'e düştüm Cemal. Kadınların nasıl çalıştığını biliyor adamlar. Duyguları göstermemek gerek. Alfa erkek olmalıyız, yoksa bu kadınlarla ilişki milişki kurulmaz.” dedi.


Bir süre sessiz kaldıktan sonra şunu sordum “Sen Psikiyatrist adamsın ve bu durumu yeterince duygu göstermiş olmaya bağlıyorsun. Allah aşkına bu mu? Bu sözler sana mantıklı geliyor mu?” diye sordum.


Gözleri doldu. 10 yılı aşan arkadaşlığımızda ilk kez şahit oldum bu duruma. Ne kadar üzgün olduğunu fark edince üstüne gitmemeye karar verdim.



Redpill, “Kırılganlığın sebebi duyguların olması değil onları göstermen.” diyor erkeklere. Ve bu ifadeler psikoloji bilimine göre tehlikeli bir yalan!


Bu yazımızda, bu yalanın anatomisini çizeceğiz arkadaşlar. Pek nazik olmaya niyetim yok. Çünkü bu ideoloji, bir neslin duygusal ve ilişkisel dünyasını sistematik olarak tahrip ediyor. Ve bu tahribat, hem erkeklere hem de kadınlara ciddi zarar veriyor.


Bu yazıyı okuyan genç erkeklere sesleniyor olacağım, onların partnerlerine, annelerine, kız kardeşlerine de…

Nereden Geldi Bu İdeoloji? Redpill'in Kökenleri

“Redpill” terimi, 1999 yapımı Matrix filminden alınmıştır. Filmde Neo'ya iki seçenek sunulur; Mavi hap, gerçekliğin yanılsamasında kalmasını, kırmızı hap ise gerçeği görmesini sağlayacaktır.


2000'lerin başında internet forumlarında özellikle Reddit'in "TheRedPill" topluluğunda bu metafor cinsiyet politikasına uyarlandı. Redpill "kadınların gerçek doğasını görmek" şeklinde yer edinmeye başladı. Ve bu “gerçek doğa” anlatısı, evrimsel psikolojinin “seçici ve çarpıtılmış” okunmasıyla (aslında gerçekle alakası olmayan yaftalama silsilesine) dayandırıldı.


Redpill, daha geniş bir ekosistemnin “Manosphere'in” parçasıdır.

Araştırma literatürü, bu alanların yeni olmadığını; “manosphere” adı sonradan yaygınlaşsa da erkeklik ve kadınlık üzerine çevrimiçi düşmanca toplulukların ondan önce de var olduğunu vurguluyor. Son yıllarda yapılan kapsamlı incelemeler ise bu alanın çevrimiçi mizojini, anti-feminizm ve "daralmış erkeklik" normlarıyla güçlü biçimde ilişkili olduğunu gösteriyor.


Redpill, hayatın ve insanın gerçekliğini yok sayarak, ilişkiyi, cinselliği, reddedilmeyi, sevgiyi, güveni, kırılganlığı tek bir formüle sıkıştırıyor; “Kadın doğası budur. Oyunu böyle oynarsan kazanırsın.”


Bu ilkel ve anlamsız şema niye çekici geliyor?

Çünkü karmaşa yorucudur. İnsan belirsizlikten kaçma eğilimindedir. Acı çeken zihin, nüans değil şablon ister. Ama şablonun rahatlatıcı olması, doğru olduğu anlamına gelmez.


Angela Nagle'ın "Kill All Normies" adlı araştırması ve Michael Kimmel'in kapsamlı sosyolojik çalışmaları, bu ekosistemin nasıl büyüdüğünü belgeledi sevgili dostlar. Ekonomik belirsizlik, toplumsal rollerin dönüşümü ve erkek kimliğindeki boşluk, Manosphere'in verimli toprağını oluşturdu.


Redpill'in evrimsel psikoloji iddialarına özellikle değinmek gerekiyor. David Buss'ın hipergami araştırmaları (kadınların eş seçiminde sosyal statüyü dikkate aldığını gösteren bulgular) Redpill tarafından sistematik biçimde çarpıtıldı. Buss'ın nüanslı, bağlamsal bulguları, “tüm kadınlar statüye göre hareket eder, duygular bir yanılsamadır” gibi genellemelere indirgendi.


Oysa Buss’un çalışmasına katılan kadınların sadece % 54’ü eş seçiminde statüyü ve yakışıklı olmayı dikkate alıyordu. Çalışmaya katılan kadınların % 46’sı eş seçimini ilgi ve çekime bırakıyordu. Bu çalışma dünyada yaşayan kadınların arasında 10 bin kadın üzerinde sürdürülmüştü. Yıl 1989'du ve dünyayı sarsan ekonomik krizler yaşanıyordu. Üstelik bu 10 bin kadın, 17-29 yaş aralığındaydı.


Redpill, bilimsel gerçekliği kendi ideolojisinin hizmetine soktu. Ve bu ideolojiye kapılan geri zekalı beyinsiz sürüsü her erkek (kusuruma bakmayan redpill boylar kaşar birer or*spudur), bilimi değil ideolojiyi güçlendirdi.


Unutulmamalıdır ki dostlar; Her ideoloji, kendine uygun bir bilimsel gerçeklik seçer. Ama sunulan, bilimsel gerçekliğin tamamı olmaz. O bilimsel gerçekliğin, sadece ideolojiye uyan parçası gösterilir.


Kadın Düşmanlığı

"Kadın düşmanlığı" ifadesi ağır bir iddia gibi gelebilir. Bu nedenle bu konuyu biraz açmak istiyorum.

Öncelikle Redpill söyleminin temel kavramlarına bakalım:

AWALT (All Women Are Like That)

Tüm kadınlar aynıdır. Bireysellik yok, istisna yok.

Hipergami

Kadınlar sürekli daha iyi bir erkek arayışındadır, hiçbir zaman tatmin olmaz.

Branch swinging / Monkey branching

Kadınlar bir ilişkiden çıkmadan önce bir sonrakine tutunur.

Hypergamy doesn't care

Kadınların duyguları sahte, hesapları gerçektir.

Plate spinning

Kadınları sıraya dizmek, duygusal bağ kurmadan birden fazla kadınla ilişki sürdürmek.


SMV (Sexual Market Value)

Kadınlar ve erkekler "seks piyasası" içinde değerlendirilen nesnelerdir.


Bu kavramlar rastgele ortaya çıkmadı. Sistematik bir düşünce yapısı oluşturdu bu kavramları. Ve bu yapının özü kadını, bir insan olarak görmeyip, onu tahmin edilebilir bir mekanizma olarak tanımladı. Kadın anlaşılması gereken bir varlık değil, yönetilecek bir varlıktı ve bunun için erkeksi bir güç/kontol uygulanmalıydı.


Kadın Düşmanlığı ifadesi bir iddia gibi görünüyor olsa da tam olarak böyle. Çünkü ırkı, dini, dili, cinsiyeti ne olursa olsun bir grubu bireysel farklılıklarından soyutlayıp ortak bir “doğaya” indirgemek, o grubun insanlığını reddetmektir. Felsefede buna “esansiyalizm” denir. Politikada buna “ayrımcılık” denir. Psikolojide ise buna “yargı” denir.


Hannah Arendt'in “İdeolojik düşünme, gerçeğin gözlemlenmesini istemez. İdeolojinin doğrulanmasını hedefler.” demiştir. Redpill takipçileri, kadınların “doğasına” uymayan her örneği reddeder ya da “istisna” olarak kategorize eder. Ama “kurallar” hiçbir zaman sorgulanmaz. Bu, bilimsel düşünme olamaz. Bu olsa olsa körleşmedir.


(AWALT - All Women Are Like That) 'Tüm kadınlar aynıdır'

Bu cümle, üzerine düşünülmesi gereken hiçbir şeye izin vermeyen bir formüldür. Ve düşünmeyi durduran her formül, manipülasyon aracıdır.


Bugün, internetin o karanlık, ortamında üretilip, algoritmalar eliyle milyonlarca erkeğin zihnine bir virüs gibi enjekte edilen zehri yutanlar, Matrix'ten çıktıklarını, "sistemin gerçek yüzünü" gördüklerine inanıyorlar.


Oysa uyandıkları yer kapitalizmin, faydacılığın ve saf kötülüğün aptalca zemininden başka bir şey değil. 90'ların "Pick-Up Artist" (Kadın Tavlama Sanatı) kültürünün, evrimsel psikolojinin kavramlarını (hipergami, alfa-beta sağlayıcı) çarpıtarak nasıl narsisistik bir nefrete dönüştürdüğünü görüyoruz. Bu ideoloji, dünyayı ve ilişkileri okuyamayan, incinmekten ölesiye korkan erkeklerin sığındığı devasa bir yalan makinesidir sevgili dostlar.


Bu "uyanış" masalının altında kanlı canlı eziklik, o karanlık nekrofiliyi görmeyenlerin yalnızlığa ve ilişkisizliğe mahkumiyeti normaldir.


Alpha Erkek Maskesi

Redpill söyleminin merkezinde “alfa erkek” kavramı yer alır.

Redpill ideolojisine göre Alfa erkek; Duygularını göstermeyen, kadınları kontrol eden, güçlü ve dominant erkektir.


Gelin, he birlikte bu yoğun "güç" söylemi, neyi gizliyormuş, birlikte bakalım.


Psikoloji biliminde “örtük depresyon” kavramı vardır sevgili dostlar. Bu alandaki çalışmalardan edinilen bilgilere göre kadınlar depresyonu içe dönerek yaşarlar. İçlerine kapanarak, ağlayarak, kederlerini, öfkelerini, kırgınlıklarını yaşarlar. Erkekler ise depresyonu dışa dönerek yaşarlar. Öfkelenirler, kontrol ihtiyacı duyarlar, agresifleşirler. Depresyondan kaçınmak için işe ya da çeşitli bağımlılıklara yönelirler. Erkeklerin dışarıya yansıttıkları genellikle depresyon olarak görülmez. Öfkelenme, patlama, zorlantı olarak görülür. Ama düpedüz depresyondur.


Terrence (Terry) Real, erkek depresyonu ve ilişkiler üzerine çalışan dünyanın en önemli aile terapistlerinden biridir. Redpill'in sattığı "duygusuz, kontrolcü alfa" modelinin, aslında ataerkil sistemin erkek çocuklarına yaşattığı bir travma olduğunu söylemiştir.


Gabor Mate, Esther Perel ve Terry Real gibi isimlerin travma ve depresyon çalışmalarında, erkeklerde aşağıdaki tutum, davranış ve yargıları görmüşlerdir:


Reddedilme korkusuyla strateji geliştirme: Kadınlardan önce; "stratejik" olarak reddedilmeyi saldırıya dönüştürme.

Bağlanma kaygısı; yakınlık isteniyor ama tehlikeli hissettiriyor.

Yetersizlik hiss; Yetersizlik hissine karşı daha güçlü ve kontrolcü davranma eğilimi.

Onay ihtiyacı; Yetersiz olmadığını kanıtlama çabası, aynı zamanda derin bir onay açlığının göstergesidir.


Yani Redpill akımına kapılan erkeklerin, s2 tuttuğu depresyon kalıpları gün gibi ortadadır.


Sevgili dostlar Ronald Levant'ın erkeklik normları araştırmaları, çok net bir tablo koymuştur ortaya; Duygusal kısıtlama, geleneksel erkeklik normlarının en merkezi özelliğidir. Erkek çocuklar çok erken yaşlarda çevrelerinden “erkek adam ağlamaz, erkek adam güçlü olur” gibi mesajlar alırlar. Ve bu mesajlar içselleştirilip benimsenmiş olsa dahi duygular yok olmaz. Duygular bastırılmış olur. Ve bastırılmış haliyle çok güçlü bir şekilde, ilişki yaşayan erkeği şekillendirmiştir.


William Pollack'ın "Real Boys" araştırması bu tabloyu desteklemektedir. Erkek çocuklar, duygusal bağ kurmayı öğrenmek için gereken zeminden çok erken koparılıyor. Ve bu kopuş, yetişkinlikte yakınlık kurma kapasitesini ciddi biçimde zedeliyor.


"Alfa erkek" olmak isteyen her gencin içinde, anlaşılmak isteyen bir çocuk vardır. Redpill o çocuğa gerçekçi olmayan bir zırh giymesini dayatır. Ama zırh, yarayı iyileştirmediği gibi, o yarayı daha da görünmez kılar.


İncelizm: Redpill'in Karanlık Ucu

Redpill ile İncelizm arasındaki sınır, düşünüldüğünden çok daha incedir. Redpillci g*t laleleri bunu inkar etse de, bu da her zamanki moronlukları gibi, sadece manipülasyondan ibarettir.


İncel (istemsiz bekar) kimliği, kadınların “haksız yere” kendilerini reddettiğine inanan bireylerin oluşturduğu çevrimiçi topluluklarda doğdu. Ama bu kimlik zamanla kadınlara yönelik açık nefret söylemi ve zaman zaman şiddet çağrısı içeren bir yapıya dönüştü.


Cassie Miller'ın Manosphere araştırmaları, bu topluluklardaki söylemin nasıl radikalleştiğini gözler önüne serdi; “Kadınlar beni reddediyor” → “Kadınlar düşmandır” → “Kadınlar cezalandırılmalıdır.” Bu üçlü geçiş, sistematik bir şekilde gerçekleşiyor.


Ve bu geçiş, Redpill ideolojisinin zemin hazırladığı bir tablo. Çünkü Redpill şunu söylüyor: "Kadınlar nesne gibi çalışır, manipüle edilmelidir, güven duyulmamalıdır." Bu söylemden incel şiddetine giden yol, düşünüldüğünden kısadır sevgili dostlar.


Tüm Redpill takipçileri şiddete yönelmiyor. Ama ideoloji, şiddete zemin hazırlıyor. Tıpkı toprak ile tohum ilişkisi gibi… tohumun filizlenmesi garanti değildir belki ama zemin elverişlidir. Mesela manipülasyon, aşağılama, küçük görme davranışları psikolojik birer şiddettir. Manipülatör için manipülasyona düşmeyen bireye, zamanla öfke, nefret ve kin duygusu beslenir.


Kadın düşmanlığı sıradan 'söylemler' şeklinde algılanmamalıdır. Gerçek hayatta gerçek kadınlara gerçekten zarar veren bir örüntüdür bu düşmanlık. Ve bu örüntüyü besleyen her ideoloji zararın sorumlularından birisidir.


Kadın Düşmanlığı Erkeği de Yıkıyor

Redpill ideolojisi kadınları aşağılayarak, ötekileştirerek, basitleştirerek ve nesneleştiren kalıplara sokarak zarar veriyor. Bu çok açık. Ama aynı zamanda, o ideolojiyi benimseyen erkeklere de derin zarar veriyor.


Karşısındaki her kadını potansiyel bir tehdit, bir rakip ya da bir araç olarak görmesine neden olur. Sağlıklı bir şekilde temas kurmayı imkânsız kılar. İnsanların birbiriyle sağlıklı bir şekilde temas kurması, karşındakinin özgünlüğünü kabul etmekle mümkün olur. Ve Redpill ideolojisi, bu kabulü en başta ortadan kaldıran bir zehirdir.


Pierre Bourdieu, “Eril Tahakküm” adlı eserinde “Patriarkal sistem hem kadınları hem de erkekleri ezer. Erkekler üstünlük elde eder ama bunun bedeli, duygusal kısıtlanma, kırılganlıktan utanç ve gerçek yakınlıktan yoksunluktur.” demiştir.


Bu ifadelere göre ortada bir kazanan yoktur sevgili dostlar. Ama farklı biçimlerde kaybedenler vardır.

Redpill ideolojisini benimseyen bir erkeğin hayatına somut olarak bakalım:

  • Her ilişkiyi bir güç oyunu olarak deneyimler. Gerçek temas imkânsızlaşır.

  • Kadınlara karşı sürekli tetikte yaşar. Bu kronik bir stres halidir.

  • Duygusal ihtiyaçlarını bastırır. Bu ihtiyaçlar yok olmaz. Bir gün bir yerlerde mutlaka patlar.

  • Alfa görünmeme kaygısıyla yaşar. Bu, süregelen bir performans yorgunluğudur.

  • Gerçek dostluk kuramaz çünkü Redpill güvensizliği erkekler arası ilişkilere de taşır.

  • Yalnızlaşır. Ve bu yalnızlık, redpill ideolojisinin daha da derinlere işlemesine neden olur.


Duygusal Odaklı Terapi, insanın en temel ihtiyaçlarından birinin, güvenli bağlanma olduğunu söyler. Bu ihtiyaç, kadın ya da erkek fark etmeksizin herkeste vardır. Ve bu ihtiyacı “zayıflık” olarak etiketleyen her ideoloji, insanı kendi en temel varoluşsal ihtiyacıyla savaşmaya zorlar. Bu savaşın kazananı olabilir mi? Elbette olamaz.


Ve birçok kadın “Redpill akımına kapılan bir erkekle birlikte olmam.” diyor. Bu durum sezgiseldir. Ve bunu diyen kadınlar haklıdır.


Çünkü kendini savaşa hazırlamış bir insanla yakınlık kurulamaz. Ve yakınlık olmadan ilişki, bir güç oyunundan ibarettir. Bu oyuna girmemek; sağlıklı ve doğru bir seçimdir.


Gerçek Erkeklik

Bell Hooks, “Erkekler sevmek ister. Ama sevmeyi öğrenemediler. Çünkü sevmek, kırılgan olmayı, görülmeyi, ihtiyaç duymayı gerektirir. Ve bunlar, geleneksel erkeklik tarafından 'zayıflık' olarak kodlandı.” demiştir


Hooks'un tezi şudur sevgili dostlar; Erkekler de kurbandır. Ama bu elbette ki, sorumluluklarından muaf oldukları anlamına gelmez. Aksine, insan olmayı seçmek, bu sorumlulukları bir bir almayı gerektirir.


Peki gerçek erkeklik nasıl görünür?

Gottman'ın kırk yıllık ilişki (aşk) araştırmaları uzun vadede sağlıklı ve mutlu ilişkilerde erkeklerin sergilediği davranışları çerçevelemiştir. Bu davranışlar aşağıdaki gibidir;

  • Duygusal erişilebilirlik: Partnerinin duygularına gerçekten yanıt verme kapasitesi.

  • Saygı: Partneri bir nesne ya da rakip değil, eşit bir özne olarak görmek.

  • Güven inşası: Tutarlı, öngörülebilir ve güvenilir davranış.

  • Çatışmada sorumluluk: 'Sen suçlusun' demeden önce, 'ben ne yapmış olabilirim?' diye düşünmek.

  • Kırılganlık paylaşımı: Korkularını, ihtiyaçlarını, belirsizliklerini paylaşabilmek.

  • Büyümeye açıklık: "Ben böyleyim" yerine, "daha iyi olabilirim" diyebilmek.

Bu liste Redpill'in “alfa erkek” tanımıyla taban tabana zıttır. Ve bu zıtlık kasıtlıdır.


Bowlby “Bağlanma” adlı kitabında “En güvenli, en sağlıklı ilişkiler, her iki tarafın da hem bağımsız hem de bağlanmış olabildiği ilişkilerdir.” demiştir Bu bağlanma kapasitesi, Redpill’e göre zayıflık, psikososyal bilime göre olgunluğun göstergesidir.


Erkekler partnerlerine nasıl yaklaşmalı?

  • Partnerini bir insan olarak görmeli. (Zahmet olmazsa!)

  • Duygularını ifade etmeli. (G*tü yerse)

  • Çatışmayı çözüm odaklılıkla gidermeye çalışmalı. (Azıcık insan ise)

  • Sağlıklı sınır koymalı, partnerinin sınırlarını ihlal etmemeli. (Adamım diyorsa)

  • Hem duygusal hem fiziksel yakınlığa saygı, sevgi, ilgi ve minnet göstermeli. (Evet)

  • Eşitliği içselleştirmeli.

Beyler, sorarım size; Güç, karşımızdakini ezerek mi edinilir yoksa birlikte olmakla mı? Alfa mı dersiniz, g*t deliği mi, ne derseniz deyin ama erkeğin asıl gücü, sevdiği kadınla birlikteliğinden gelir.


Redpill'e Kapılmışlara

İçimden “Kafasına s*çtığımın ezikleri.” demek gelse de bunu yapmayacağım. Eğer bu yazıyı Redpill içerikleri tüketen biri olarak okuyorsanız siz de en az o ideolojiden beslenen dangalaklar kadar yargılanmayı hak ediyorsunuz.


Redpill akımına kapılmak, arayışın göstergesidir. Bir anlam arıyorsunuz. Bir kimlik arıyorsunuz. Kendinizden ve kendi yaşantınızdan bir yanıt bulamıyorsunuz. Belki reddedildiniz, incitildiniz, anlaşılamadınız. Ve bu ideoloji size bir pencere sundu, o penceredeki cevapları yeterli buldunuz. Salaksınız tabii hiçbirini sorgulamadınız.


Dolayısıyla bu çerçevenin sizi anlattığını düşünüyorsunuz. Ama aslında sizi kendine hapsediyor.


Redpill'den çıkış mümkün mü? Evet ama kolay değil. Çünkü bu ideoloji, muhtemelen kimliğinizin bir parçasına yapışmış durumda. Ve o parçayı bırakmak size kimliğinizden bir parçayı kaybettiğiniz hissi verebilir. Yeniden yanıt aramanıza neden olabilir. Kendi s2k g*tünüze bakmanızı gerektirebilir.


İlk adım şudur; Kendi s2k g*tünüze bakın kardeşim. Nerede, nasıl bir hata yapmış olabileceğinizi düşünün. Eğer kendinizde bir kusur yoksa, hiç olmazsa yanlış insanları seçmiş olabileceğinizden emin olabilirsiniz. Ve o sizi üzen, kıran, tüketen kadınlar, kadınların tamamını temsil etmediği gibi, tamamen sizin seçim sorumluluğunuzdur. Zahmet olacak ama; kadın düşmanlığı yapacağınıza yaptığınız yanlış seçimlerin bedelini ödeyin.


İkinci adım; Karşınızdaki kadınla konuşun. Onu bir “vaka” ya da “kalıplaşmış nesne” gibi görmeyin. Bir insan olarak görün. Hikayesini dinleyin. Nelerden korktuğunu, ne istediğini, neleri sevdiğini, neleri sevmediğini sorun. Ve verdiği cevapları gerçekten duymaya çalışın. Yargılamayın.


Üçüncü adım: Bir terapiste gidin. Bana sakın gelmeyin. Sizden tiksiniyorum. Yemin ederim terapi etiği falan demem, sizi manipüle ede ede intihara sürüklerim. Siz bu dünyada nefes almayı hak etmiyorsunuz bence de neyse. Bu nefreti bu yazıya yedirmeyeceğim. Terapi alın. Yardım istemek, hem kendinize hem başkalarına karşı daha sağlıklı duygu ve düşünce farkındalığı kazandıracak, daha sağlıklı seçimler yapacak, daha sağlıklı ilişkiler yaşayacaksınız. (Buna bir gram layık değilsiniz aslında).


Öfkemi boşverin prensesler. Biliyorum, güçlü bir erkek olmak istiyorsunuz. Bu anlaşılır ve gerçekten değerli bir arzu. Ama bu gücü çok yanlış bir yere düşmanlıkla edindiğinizi hissetmeniz çok ucuz bir yanılsama. Gerçek güç, kadınları kontrol etmekle kazanılmaz. Kendi zayıflıklarınızı ve kusurlarınızı görmekle kazanılır. Çünkü kendi kusur ve zayıflığınızı gördüğünüzde düşmanlık oklarını çok yanlış yerlere yönelttiğinizi göreceksiniz. Güçlenmenin ilk adımı da bu olacak.


Unutmayın beyinsiz s2kler; Redpill’in en tehlikeli yanı, kadınları sistematik biçimde özne olmaktan çıkarmasıdır.

Redpill ideolojisine göre kadın bir birey olarak kabul görmez. Çünkü kadın bir risk profilidir. Bir davranış kalıbıdır. Bir tehdittir. Bir “hipergami makinesi” olmuştur. Bir “monkey branching” senaryosudur. Bir “AWALT” dosyasıdır. Yani kadın artık anlaşılacak biri değil, saydıklarımla yönetilecek bir kategoridir.


İnsanları kategoriye indirgediğin yerde bağ yok olur. Bağ yok olduğunda empati çekilir. Empati çekildiğinde de zarar vermek kolaylaşır.


Bu yüzden Redpill bir ilişki teorisi değildir. Bir insansızlaştırma ideolojisidir. Hem kadını, hem erkeği insansızlaştırma...


Bu yazıyı okuyan kadınlara:

Partneriniz, oğlunuz, kardeşiniz, arkadaşınız Redpill içerikleri tüketiyorsa burada sizin değiştirebileceğiniz bir şey yok. Erkeklerin davranış değişikliği sizi “kazanmaya” yönelik değilse içsel değildir. Sizi kazanmayı hak ettiklerinden emin olamazsınız. Sezgilerinize güvenin. Sizi nesne gibi gören biriyle yakınlık kuramazsınız. Sizi kazanmaya çabalayan erkek, sizi değiştirmeden size uyumlanma göstermeye çabalayan erkektir.


Bu yazıyı okuyan erkeklere:

Derdiniz, anlaşılmak mı, sevilmek mi, reddedilmekten korkmak mı? Bunların hepsi insan olmaktır beyler. Ve bu insanlığınızı reddeden her ideoloji, sizin gerçek düşmanınızdır.

Redpill, kanayan bir yaranın üzerine "bu seni güçlendirecek" yalanıyla dökülen tuzdur. Yukarıda saydığım isimler ise, o yarayı sentetik öfkelerle uyuşturmayı değil; acıtsa da temizlemeyi, sarmayı ve o erkeği yeniden insanlaştırmayı seçen bilgelerdir.


Çünkü bir insanın en büyük gücü, duygusuzlaşmış bir makineye dönüşmesinde değil; elindeki, avucundaki ve yüreğindeki tüm yaralara rağmen, şefkatle ve onurla bir başkasına elini uzatabilmesindedir.

Çocukluğunda yeteri kadar sevgi alamamış erkekler sevmeyi öğrenebilir. Ama bunun için önce sevmeyi öğrenmeleri gerektiğini kabul etmeleri gerekiyor. - Bell Hooks

Okuduğunuz için teşekkürler. Kadını ve erkeği insan olarak gördüğünüz mutlu günler dilerim herkese



 
 
 

Yorumlar


iletişim
e-posta: harmoni@harmonikulup.com
whatsapp: 05302636896

© 2035, Harmoni Kulüp

bottom of page