Erkek Utancı / Erken Boşalma ve Ereksiyon Sorunu
- harmonikulup
- 28 Şub
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 Mar
🥀
Modern dünya, sadece kadını değil, erkeği de bir "performans nesnesi" haline getirdi. Gösteri yapmak için yaşanan her şey gibi yatak odası da artık bir yaşam alanı değil, bir "onaylanma arenası" ve hatta modern erkek ve modern kadın için "skor tahtası"dır.
Bu arenada yaşanan her aksaklık, sadece biyolojik bir durum değil, bir ontolojik yıkımdır. Erken boşalma veya ereksiyon sorunu yaşayan erkek, sadece "işlevini" değil, toplumun ona lütfettiği sahte "erkeklik" rütbesini de kaybettiğini hisseder.

1. Erken Boşalma; Zaman ve Arzunun Kontrolsüzlüğü
Erken Boşalma Nedir?
Psikoloji literatürü erken boşalmaya "kontrolsüz boşalma" tıp literatürü ise “prematür ejakülasyon” derken, ben buna "sabırsızlıkla kaygı patlaması" diyorum.
Çünkü Lacan’cı Psikanalize göre; erken boşalma, erkeğin karşısındaki "Öteki"nin arzusundan duyduğu dehşet verici korkunun eseridir. Hazza ulaşmak değil, partnerin hazzından kaçma refleksi olarak ifade edilebilir. Seksüel birleşmenin yarattığı gerilimi bir an önce bitirip güvenli limana, yani kendine dönme çabasıdır.
Çocukken başlayan mastürbasyon deneyimleri bunun mimarıdır. Fıtı fıtı asılan yaramaz çocuk, kimseye yakalanmadan işini halletmeli, utanç duymadan erkek kimliğiyle zevkine varmalıdır. Ki utanç kaçınılmazdır. Çünkü mastürbasyon çok ayıptır. Akıllı çocuklar pipisiyle oynamazlardır… (Başlatma Lacan’ından diyen her kim varsa erken boşalandır.)
Bilimsel tanımına gelince, erken boşalma; cinsel birleşmeden çok kısa süre sonra (veya birleşmeden önce) istemsiz boşalma olarak tanımlanır.
Ortalama cinsel ilişki süresi 5-7 dakika civarındayken, birçok erkek için bu süre 1 dakikadan az olabilir. Türkiye'de yapılan araştırmalara göre, erkeklerin yaklaşık %40'ı boşalma süresinin normal buluyormuş. Kadınların ise sadece % 9'u eşlerinin normal sürede boşaldığını düşünüyor.
Dünya genelinde erkeklerin %10’u erken boşalıyor, ama Türkiye'de bu oran kültürel baskılarla daha yüksek hissediliyor. Çünkü "güçlü erkek" efsanesi performans baskısını katmerliyor.
Erken Boşalma Nedenleri Nelerdir?
Biyolojik/Fiziksel olarak, serotonin dengesizliği veya prostat sorunları erken boşalma nedenlerinden biridir. Fakat bizim toplumumuzda erken boşalma nedenlerinin sadece % 5’i biyolojik ve fiziksel nedenle oluşmaktadır.
Genel olarak psikolojik kökler daha derindir. Çocuklukta mastürbasyon yaparken yakalanma korkusu, "acele et" diyen iç ses en önemli etkenlerden birisidir. Bu sorun birincil duyguları (heyecan, korku) ikincil olanlarla (utanç, suçluluk) maskelemektedir. Erken boşalma "kontrol yanılsaması"nın çöküşüdür.
Bir eğitimde katılımcılardan biri mail atmış ve erken boşalma sorununu şöyle ifade etmişti "Hocam ben de her seferinde yarışı kaybediyorum. Bana bu konuda ne yapmam gerektiğini söyler misiniz?"
Yarış mı? Katılımcı kardeşimizin, zihni o kadar büyük bir performans baskısı altında ki, 'Hemen bitişe koş da mücadele bitsin' diyor olmalıydı. Toplumdaki güçlü erkek imajı, porno filmlerde saatler süren aktör performansları, kişisel beklentileri arşa çıkardı. Bu beklentiler yatağın başucunda dururken, hiçbir şeyi kontrol edemezsin. Sadece o yarışı bitirmeye çalışırsın. Ve yarışma stresi, her zaman felaketle sonuçlanır. Çünkü sen partnerine değil, kendi yetersizlik kaygının içine boşalırsın.
“Bu bir yarış değil ki sevgili katılımcı…” diyerek yanıtlamış, bir uzmana başvurarak cinsel sorunlarına kolayca çözüm bulacağına dair tavsiyeler vermiştim.
Erken Boşalma Nasıl Çözülür? Neler Yapılabilir?
Erken boşalma çoğu zaman “kontrolsüzlüktür.” sevgili dostlar. Ancak çoğu vakada mesele kontrol değil, aslında kaygıdır. Şunu bilmek önemlidir; Bu durum oldukça yaygındır ve kolayca sorun olmaktan çıkabilir.
a. Tıbbi Değerlendirme
Prostat sorunları
Tiroid düzensizlikleri
Hormonal faktörler
Bazı ilaçların yan etkileri
Bunlar nadiren de olsa Biyolojik/Fiziksel erken boşalma nedenleridir. Önce bir Ürolog kontrolünde, olası tıbbi etkenler elenmelidir.
b. Performans Anksiyetesi ile Çalışmak
Erken boşalmaya neden olan kaygı genellikle “ya erken boşalırsam” kaygısıdır.
Nefes regülasyon egzersizlieri. Gevşeme egzersizleri. Düşünce–beden bağlantısı sağlamak. Cinsel deneyimi duygusal “duyum” odağına çekmek bu kaygıyı zamanla ortadan kaldıracaktır. Anksiyete fırtınası dindiğinde süre de uzayacaktır.
c. Davranışsal Teknikler
Bilimsel olarak en başarılı görülen yöntemler;
Start–Stop Tekniği.
Partneriniz size mastürbasyon yapar, cinsel uyarıyla boşalma yaklaştığında partnerin durması istenir. Boşalma hissi geçtiğinde (uyarım söndüğünde) partnerden tekrar mastürbasyona başlaması istenir. Kendi kendinize yapabilirsiniz ancak, bu egzersizin partnerle birlikte uygulandığında daha verimli olduğu görülmektedir.
Sıkma (squeeze) Tekniği
Cinsel birleşme ya da mastürbasyon sırasında boşalma eşiğine yaklaşıldığında penisin baş kısmı sıkılır ve birkaç saniye boyunca basınç uygulanır. Bu uygulama, sürenin uzamasına yardımcı olabileceği gibi boşalma/ refleks yanıtını geciktirme alışkanlığı geliştirmeye yardımcı olacaktır.
Pelvik taban kas egzersizleri (Kegel)
İdrarı tutarken kullanılan, kasları bilinçli olarak sıkıp bırakma egzersizleridir. Bu kasların güçlenmesi boşalma kontrolünü artırmakla kalmaz, düzenli ve doğru teknikle yapıldığında hem erken boşalma hem de genel cinsel dayanıklılık üzerinde olumlu etkiler görülebilir. (Nereden biliyorsun diye soranın kalbini kırarım.)
Bu egzersizler kontrolü artırmaya destek olacak teknik uygulamalardır. 5 ile 10 dakikaları görmek mümkündür. Cinsel deneyim esnasında Pelvik taban kas egzersizlerini sürdürmek 20-25 dakikalara çıkmayı mümkün kılacaktır. Ama bilinmelidir ki; genellikle kadınlar için 5-8 ya da 7-10 dakika gibi süreler memnuniyet vericidir.
d. Pornografi Tüketimini Gözden Geçirmek
Hızlı, yoğun ve aşırı uyarıcı içerikler; gerçek cinsel deneyimi hız odaklı hâle getirebilir. Beynin ödül sistemi yeniden dengelenmeye ihtiyaç duyar. Aksi halde aynı hız odaklılık cinsel deneyim esnasında da ortaya çıkacaktır.
e. İlişkisel Güven İnşası
Erken boşalma çoğu zaman partnerle konuşulmaz ancak bunun tam tersi olmalıdır. Çünkü erkekler yaşamlarının en az bir evresinde bu sorunu yaşamaktadır. Yaşaması da doğaldır. Unutulmamalıdır ki sevgili dostlar; Utanç azalırsa kaygı da azalır. Kaygı azalırsa beden gevşer. Gevşemiş sinir sisteminde kasları kontrol etmek daha kolaydır.
f. Psikoterapi
Özellikle performans baskısı, travmatik ilk deneyimler, eleştirel iç ses, aşırı utanç, sahte erkeklik sanrısı gibi olguların üzerine çalışmak kalıcı değişim sağlar.

Ereksiyon Sorunu: İktidarın Sessiz Vedası
Ereksiyon, erkeğin dünyadaki "var olma" biçiminin sembolüdür. O bayrak direği indiğinde, erkek için sadece cinsellik değil, tüm o narsisistik kaleler yerle bir olur.
Ereksiyon sorunu, erkek bedeninin erkek zihnine attığı en sağlam tokattır. Bu tokatla penis "Aslanım sen burada değilsin, mutlu değilsin ve kusura bakma; ben bu sahte performansı sürdürmeyi reddediyorum. Kendine gel. Kalkarsam fena olur." demektedir.
Ereksiyon Sorunu (İktidarsızlık) Nedir?
Ereksiyon sorunu (erektil disfonksiyon), cinsel ilişki için yeterli sertliği sağlayamama veya sürdürememe sorunu olarak ifade edilir.
Türkiye'de erkeklerin %33-34'ü hayatlarının bir döneminde bu sorunu yaşamaktadır; 50 yaş üstünde bu oran %60'a çıkabilmektedir. Genç yetişkinlerde %10 oranında görülmektedir. Diyabet, hipertansiyon, sigara gibi fiziksel nedenler başı çekerken, stres, anksiyete ve ilişki sorunları da ereksiyon sorunu oluşturan önemli etkenlerdir.
Psikolojik olarak, bu sorun düşük benlik saygısı, performans baskısı ve "gerçek erkek" normlarından doğar. "Olmak" ile "yapmak" arasındaki çatışmadan doğar. Zihnin 'hadi yapmalısın' diye emir verirken, ruh 'ben yokum' der.
İnsanlar ruhsal nedenlerle oluşan ereksiyon sorununu ilaçla çözebileceğini zannetse de hiçbir kimyasal, insan ruhundaki o derin utancı ve korkuyu tedavi edemez. Sen bir makine değilsin, o sönme anı senin en insani, en savunmasız halindir. O sönüşten korktuğun ve utanç duyduğun sürece, değil ilaçlar hiçbir şey seni ayağa kaldıramaz.
Ereksiyon Sorunu İçin Neler Yapılabilir?
Ereksiyon sorunu erkeklerin kimlik alanına doğrudan temas eder. Boşalmadan farklı olarak ereksiyon, bir refleks değil, beden + zihin + duygu + partner ile bütünleşme halidir.
a. Detaylı Tıbbi Kontrol
Ereksiyon sorunlarında öncelikle şu faktörler değerlendirilmelidir; Diyabet, Hipertansiyon, Kalp ve damar problemleri, Testosteron düzeyi, Kullanılan ilaçlar, Alkol ve sigara kullanımı.
Bazı durumlarda ürolojik tedavi, cerrahi müdahale ve ilaç desteği gerekebilir.
b. Performans Döngüsünü Kırmak
Çift terapilerinde sıklıkla kullanılan yöntemdir. Bir kez yaşanan sertleşme sorunu, zihinde alarm oluşturur. Sonraki deneyim “haz, heyecan ve zevk” deneyimi olmaktan çıkar, alarm nedeniyle oluşan kaygıyla birlikte “sınav stresi” haline gelir. Bu döngüyü kırmak için;
Sonuç odaklı değil temas odaklı deneyim,
Cinselliği geçici olarak penetrasyon merkezli olmaktan çıkarmak,
Duyusal farkındalık çalışmaları.
Kaygı ve Stres Yönetimi. Çünkü beden “tehdit modundayken” üreme moduna geçmez.
Düzenli uyku
Fiziksel egzersizler
Günlük stres azaltma rutinleri
Bunlar temel ve sonuca ulaşmak adına güçlü müdahalelerdir.
c. Pornografi ve Gerçeklik Algısı
Pornografi, beyni görsel/estetik uyarılara alıştırma riski taşır. Gerçek partnerle deneyim daha düşük uyarım gibi algılanabilir. Bu durumda pornografiye ara verilmesi önerilir.
d. Utançla Çalışmak
Brené Brown utancın gizlilikte büyüdüğünü söyler. Ereksiyon sorunu yaşayan birçok erkek: Partnerden kaçınır, partneriyle arasına mesafe koyar, cinsel isteğini bastırır. Oysa karşılıklı anlayış çerçevesinde sağlıklı iletişim, sorunun önemli bir kısmını kendiliğinden çözebilir.
e. Psikoterapi ve Çift Çalışması
Eğer sorunlar, ilişkisel çatışma, bastırılmış öfke, güvensizlik, travma geçmişi ile bağlantılıysa, bireysel ya da çift terapisi kalıcı çözüm sağlayacaktır.
Harmoni Perspektifi ve Minicik Bir Reklam
Harmoni Kulüpte Psikologlar tarafından bu iki konu ayrı ayrı çalışılır ama ortak bir zeminde buluşturulur:
Bu zemin Sinir sistemi regülasyonu + utanç çalışması + erkek ve kadın anlatısının yeniden inşasıdır.
Çünkü erken boşalma çoğu zaman “hızlı alarm”, ereksiyon sorunu ise “geri çekilme alarmı” olarak birer uyarı sistemidir. İkisi de aslında erkek bedeninin iletişim biçimidir.

Erkek Utancı: Görünmez Bir Pranga
Utanç, buraya kadar değerlendirdiğimiz her başlığın gizli başrolüdür sevgili dostlar. Erkek, "başaramadığı" an sadece partnerinden değil, kendi kimliğinden de kaçar. Bu utanç, onu daha fazla performans kaygısına, o kaygı da daha fazla başarısızlığa sürükleyen insani bir "kısır döngü"yü inşa eder.
Partnerinin bakışlarında kendi 'eksikliğini' gören erkek, kendini o an infaz edilmiş sayar. Erkek utancı, bir 'yetersizlik' hissi değil, bir 'yok etme hükmünün' hissidir. Pornografinin bize dayattığı o beton gibi sert penislerle ve bitmek bilmeyen performanslarla inim inim inleyen aktristleri sahnelemesi, gerçek cinsel deneyimin gerçekliğine en büyük düşmandır. Biz bu utancı, o sahte erkeklik maskesini yırtıp atarak yenebiliriz. Unutmayınız ki dostlar; Utanmak, hala kalbimizin ve ruhumuzun olduğunun kanıtıdır.
4. Nörobiyolojik İhanet
Seks, bir "gevşeme" ve "teslimiyet" (Parasempatik) işidir. Oysa performans kaygısı, vücudu "savaş ya da kaç" (Sempatik) moduna sokar. Kan penise değil, hayatta kalman için kollarına ve bacaklarına gider.
Asıl Mesele
Sevgili dostum, yukarıdaki sorunlarla mücadele ediyorsan bilmelisin ki; Sen yatakta partnerinle değil, hayali bir seks makinesiyle savaşıyorsun. O makine, senin kendi zihnindeki "başarısız olma" korkunu doğuran tek şey.
'İktidarsızlık' dedikleri şey, aslında senin bu sahte ilişkiler çağında sahte erkek imajın ya da sahte seks performanslarına karşı ruhunun bir çığlığıdır. Cinsellik bir yarış, bir tiyatro, bir iş görüşmesi değildir. Kendini ve partnerini bir 'zevk objesi' olarak görmeyi bıraktığında, o korkulan sorunların aslında seni insan kılan parçalar olduğunu fark edeceksin.
Sertlik bir güç gösterisi değil, sadece bir maskedir. Maskeni düşür, utancınla el sıkış ve şunu hep hatırla; aşk sadece penis ve vajina arasındaki bir ilişki değildir. Sevişmek ise iki organın birbirine aşkla temas etmesi sayesinde oynanan biyolojik bir oyundur. Duyguların birbirine temas etmesi ise; yaşamanın ta kendisidir.
Duygularını birbirine temas ettiren çiftlerin biyolojik oyunu da öyle zevkli, öyle heyecan verici, öyle doyumludur ki, henüz hiçbir sahnesi, hiçbir porno filmde sahnelenmemiştir. Duygularınızı paylaştığınız partnerinizle aranızdaki deneyimin estetiği, güzelliği ve mutluluğu sizden başka hiçbir yerde sahnelenmeyecektir.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Duygularınızın birbirine sadece değer kattığı partnerinize aşkla ve mutlulukla kalın.
Cemal M. Bulut




Yorumlar