top of page

İlişkim Toksik mi?

  • Yazarın fotoğrafı: harmonikulup
    harmonikulup
  • 22 Mar
  • 7 dakikada okunur

Duygusal Zehirlenme Analizi


Bir ilişkinin toksik olup olmadığını anlamak, çoğu zaman sandığımızdan çok daha zordur. Çünkü toksisite sadece tartışma veya çatışma anlarında bulaşmakla kalmaz, ilişkinin akışında ilerlerken, yavaş yavaş, derinden ve sinsice gelen davranış örüntüleriyle de zehirler. Ve siz fark ettiğinizde, çoktan tükenmiş olursunuz.


Bu yazı; İlişkilerde toksitenin psikolojik anatomisini birlikte incelememiz için yazıldı sevgili dostlar.

Toksik İlişki Testi

Harmoni Toksik İlişki Dinamikleri Testi; kontrol, manipülasyon, değersizleştirme, ayrılma zorluğu ve kendi ilişki örüntülerini analiz ederek ilişkinin psikolojik etkisini görünür kılar.

Toksik ilişki testi ile ilişkinizdeki kontrol, manipülasyon, psikolojik aşınma ve kendi tetikleyici örüntülerinizi keşfedin. Harmoni ile ilişkinizi daha net görün. Bu test; maruz kaldığınız baskıyı, kendi ilişki rollerinizi ve ilişkinin sizi nasıl etkilediğini de analiz eder ve size yanıt verir.



Tanışma

O göz kamaştıran başlangıç ne güzeldir. Yoğun ilgi, merak, tanıma arzusu, “seni ilk kez böyle anlayan birinin var olduğu.” hissi. Sanki bu insan özellikle sizin için yaratılmış gibi. Övgüleri, duygularının yansıması, ilgisi, beğenisi, seni keşfetme arzusuyla üzerine düşmesi…


Popüler psikoloji her boka bir isim takarak sıradanlaştırma hastalığına kapılıp buna ilişkinin genellikle flört aşamasındaki ilgi ve beğeni yansıtmasına “love bombing” dedi. Love Bombing... Yani, hedefi vurmak için yoğun bir ilgi, duygu aktarımı ve beğeni bombardımanı... Erkeğinki genellikle seksüel yakınlık arzusu, kadının ise genellikle görülme-beğenilme ve sevilme arzusu… Yani zebraların göç yolunun, aslanların bölgesinden geçmesi… Ne muhteşem eşleşme…


Bu arada elbette ki; Karşınızdaki kişi de gerçekten de ilgi, hoşlantı ve duygusal arzular yansıtıyor olabilir. Ama hissin gerçekliği, her zaman sağlıklı olduğu anlamına gelmez.


Freud'un “yineleme zorlantısı” kavramı bu duruma bir yanıt oluşturuyor sevgili dostlar; Freud, insanın çözüme kavuşturamamış geçmiş deneyimlerini (özellikle erken dönem yaralarını) yeni ilişkilerde tekrar tekrar yaşatma eğiliminde olduğunu söylüyordu. Bilinçdışı bir dürtüyle, bu kez farklı sonuçlanacağına inanarak. Her defasında daha çok, her defasında daha hızlı ve her defasında daha yoğun.


Yani o başlangıçtaki yoğun “ruh eşi” hissinin altında çoğunlukla bir “ihtiyaç eşleşmesi” yatar. Onaylanmaya ihtiyacı olan biri, onaylayan birini bulur. Kaotik bir çocukluk yaşayan biri, kaosla hemhal olan birini çekici bulur. Terk edilme korkusu taşıyan biri, tutarsız ve belirsiz davranan birine yapışır, çünkü bu korku, tanıdıktır. Tanıdık olan, bilinmeyenden güvenlidir. Güvensiz de olsa…


Toksik ilişkiler aşkla başlamaz. Geçmişle başlar. Geçmişten gelen zorlantı tekrarının aşk zannedilmesiyle… - Brene Brown
Mahşerin Dört Atlısı

Çift terapi eğitimlerinde ruh sağlığı uzmanlarına bir ilişkinin çöküp çökmeyeceğini yüksek bir doğrulukla tahmin edilebileceği söylenir. "Neyin konuşulduğuna odaklanarak değil, nasıl konuşulduğuna odaklanarak bir ilişkinin tükenip tükenmeyeceğini anlamak mümkündür."


Çift terapilerinde bu yıkıcı iletişim örüntüleri "Mahşerin Dört Atlısı" olarak adlandırılmıştır.

  1. Eleştiri Davranışı: Ortadaya çıkan durumu, davranışı, tavır ve tutumu değil de partnerin kişiliğini hedef aldığı durum yıkıcı oluyor. "Bu sözlerin sinir bozucu" değil de "Sen sinir bozucusun."


  1. Küçümseme Davranışı: Alaycı gülümsemek, aşağılayıcı ifadeler bütün ilişkilerdeki en tahripkar unsurlardır.


  1. Savunma Davranışı: Her eleştiriyi kişisel saldırı olarak algılamak, karşı saldırıyla kendini savunmak yıkıcı davranıştır.


  1. Duvar Örme Davranışı: Duygusal olarak kapanmak, iletişimi azaltmak, var olan duyguları hissettirmemek, hatta bizzat kendisi varken yok gibi davranmak... Yıkıcı davranıştır.


Psikoloji bilimi de sağlıksız ilişki dinamiklerini tanımladığında; Bu dört örüntünün tamamının toksik ilişkilerde kronik halde olduğunu belirlemiştir. Araştırmalar ise en yıkıcı davranışın küçümse davranışı olduğunu göstermiştir.


Çünkü küçümseme, “biz anlaşamıyoruz” değil “sen değersizsin” saldırısıdır.

Ve kelimeler küçümseyici mayınlarla dolduğunda o ilişki artık bir savaş alanıdır. Artık “biz” diye bir şey kalmaz. Sen ile ben arasında yok edici bir ego mücadelesi başlar. Ve ego savaşı, ilişkiler için en tehlikeli zehirdir.


Gaslighting: Gerçekliğin İntiharı

Gaslighting, toksik ilişkilerin en sinsi ve en yıkıcı boyutudur. Çünkü görünmezdir. Beden üzerinde hiçbir etkisi olmasa da zihni ve duyguları paramparça eder.


Gaslighting, partnerinizin kendi gerçekliğini sizin gerçekliğinizin yerine koyma sürecidir. Küçük manipülasyonlarla başlar ve şiddeti giderek artar. Bu şekilde ifade edip sözleri yazdığımda Chat GPT aşağıdaki görseli oluşturdu. Gaz lambası detayına bayıldım :)



Lacan'ın “Büyük Öteki” kavramı yukarıda tabloda belirttiğimiz Gaslighting davranışının ne kadar yıkıcı olabileceğini anlatır sevgili dostlar;

Lacan'a göre özne, kim olduğunu kısmen Öteki'nin (yani başkasının, diğerinin) bakışından öğrenir. Toksik bir ilişkide bu mekanizma manipüle edilir. Partner, sizin gerçeklik algınızın “yetkili kaynağı” haline gelir. Ve siz, kendi zihninizde yabancı kişiye dönüşürsünüz.


Gaslighting'in izlerini şu sorularla arayabilirsiniz:

  • Tartışmalardan sonra, nedenini açıklayamadığınız halde kendinizi suçlu hissediyor musunuz?

  • Kendi hafızanıza güvenmekte zorlanıyor musunuz?

  • Duygularınızı ifade ettiğinizde kendi duygularınızı “aşırı hassassın, bunlar mantıksız, çılgınca” olarak nitelendiriyor musunuz?

  • Partnerinize karşı düşüncelerinizi ifade etmeden önce sansürlüyor musunuz?

  • Kendinizi ifade ederken, yanlış anlaşılmamak için her zamankinden çok daha fazla (ve sürekli) eğilip bükülüyor musunuz?


Kendi zihninde yabancılaşmak, derin bir yaralanmadır. Çünkü kaçabileceğin bir "dışarısı" yoktur. İçeride yalnızlığın yarasıyla baş başasınızdır.


Narsisistik Beslenme ve Empati Erozyonu

Her toksik ilişkide mutlaka klinik düzeyde bir narsisizm olduğu düşüncesi yanlıştır. Toksik davranışlar sadece narsist spektrum epizodu değildir. Ama narsisistik örüntüler, yani empatiyi körelten, karşındakini bir araç olarak gören davranış biçimleri elbette çok yaygındır.


Otto Kernberg'in narsisizm analizine göre narsisistik kişilik yapısının özünde derin bir boşluk yatar. Bu boşluk, sürekli dış onay, hayranlık ve ilgiyle doldurulmak ister. Psikolojide buna “narsisistik talep” denir ve toksik ilişkilerde bu talebi karşılayan taraf, zamanla tükenir.


Empati erozyonunun işleyiş şekli şöyledir: İlişkinin başında karşınızdaki kişi sizi çok iyi anlıyor gibi görünür. Ama bu anlayış gerçek empati değildir. Sizi nasıl etkileyeceğini, sizden nasıl faydalanacağını, sizi nasıl ilişkide tutacağını hesaplayan bir okumadır. Zamanla bu maske incelir. Tam karşı konumda yer alır. İlişkinin başında “Duygularımı anlıyor.” dediğiniz partneriniz için kendinizi “Duygularım ona hiç ulaşmıyor.” derken bulursunuz.


Ve haklısınız çünkü gerçekten duygularınız O’na ulaşmıyor. Empati körleştiğinde, diğer insanın iç dünyası öteki için sadece kullanışlı ya da kullanışsız bir araç haline gelir.


Unutmayınız ki sevgili dostlar: Bir ilişkide sürekli veren, sürekli anlayan, sürekli uyum sağlayan taraf sizseniz; bu fedakarlık değil, kendini feda etmektir. Hem de buna hiç değmeyen birine…


Sınır İhlalleri

Karen Horney, 25 yıl boyunca nevrotik ilişki dinamiklerini inceledi ve “Pek çok insan, sevilmek ve terk edilmemek uğruna kendinden vazgeçer. Bu vazgeçiş küçük ve fark edilmez adımlarla gerçekleşir.” dedi.


Akşam evinize giderken sevgilinizden gelen “Neredesin?” sorulu mesaj, doğal olarak başlangıçta ilgi gibi hissedilir. Zamanla bir kontrol mekanizmasına dönüşmesi için bu mesajlar başlangıçtan itibaren atılmalıdır. “O arkadaşından hoşlanmıyorum.” cümlesi başlangıçta basit bir kıskançlık olarak görülebilir. Ama izolasyonun başlangıcı için de böyle ifade edilmelidir.


Yukarıda ifade edilen iki basit ve ilgi gösteren, kıskançlık belirtisi gibi okunan cümleler; “Bu saatte neden evde değilsin sen?” ve “Onunla bir daha görüşmeyeceksin.” cümlelerini hazırlar.


Sınır ihlalleri şu alanlarda kendini gösterir:

Nerede olduğunuz, kiminle vakit geçirdiğiniz sürekli sorgulanır.

Hissettikleriniz küçümsenir, yanlış bulunur ya da manipüle edilir.

Arkadaşlarınızdan, ailenizden yavaş yavaş uzaklaştırılırsınız.

Fikirleriniz, kararlarınız sürekli eleştirilir; zamanla kendi yargınıza güvenmemeye başlarsınız.


Sağlıklı bir ilişkide “biz” olmak gereklidir. Ancak biz olmak “ben”den vazgeçmek değildir. Tam tersine biz olmak için güçlü bir “ben” ihtiyacı vardır. Sağlıklı ilişkilerde iki ayrı benlik birbirinin benliğini besler. Toksik bir ilişkide ise birinin “ben” duygusu tükenir, erir ve sonunda yok olur. Ve o insan, tüm bunları sevgi zanneder…


Cemal der ki; Sınırlarınız, sizi koruyan duvarlar değil, sizi tanımlayan çizgilerdir. O çizgiler silindiğinde, kim olduğunuz da silinir.


Bitmek Bilmeyen Tiyatro

Stephen Karpman'ın Dram Üçgeni, toksik ilişkilerdeki en yorucu döngüyü görünür kılar. Üçgende üç rol vardır ve toksik ilişkilerde bu roller sürekli yer değiştirir;

  1. Kurban rolü: “Kimse beni anlamıyor, hep ben acı çekiyorum.” Çaresizlik hissi, güçsüzlük, suçlama davranışları yansıtır..

  2. Zalim rolü: “Senin suçun, sen yalancısın.” Saldırı, cezalandırma davranışları yansıtır.

  3. Kurtarıcı “Ben olmadan yapamazsın, ben seni düzelteceğim.” Yardım görünümlü kontrol davranışları yansıtır.


Toksik ilişkilerin en yorucu yanı, aynı kişinin bu üç rolü de oynayabilmesidir. Bugün kurban olan, yarın zalim olur. Zalim olan öbür gün kurtarıcı rolüne bürünür. Ve döngü başlar.


William Glasser'ın Seçim Teorisi burada insanlara aynı soruyu sormaktadır sevgili dostlar; “Bu tiyatroda kalmayı neden seçiyorsun?”


Glasser, dışsal koşulların bizi mahkum etmediğini ama içsel ihtiyaçlarımızın bizi farkında olmadan dış koşullara mahkum ettiğini söyler. Kurtarıcı rolünde kalmanın ardında kontrol ihtiyacı yatar. Kurban rolünde kalmanın ardında sorumluluktan kaçış vardır. Zalim rolünün ardında ise sadece güçsüzlük...


Bu tiyatrodan çıkış, rolleri görmekle başlar. Sahne ışıkları açıldığında, perde kapanır ve tiyatro biter sevgili dostlar.


Yarım Kalan Hikayeler

“Neden ayrılamıyorum?”

Bu soru, toksik bir ilişkide olan pek çok insanın içinde en yüksek sesle sorduğu sorudur. Ve cevabı, iradesizlikte ya da aptallıkta bulunur. Bu cevaplar doğru değildir. Doğru cevaplar kişinin çok derinlerinde bir yerlerde yatar.


Gestalt psikolojisinin temel kavramlarından biri zihnin sürekli olarak, kapanmamış döngüleri kapatmaya çalışmasıdır (Tamamlanmamış İşler). Çözüme kavuşmamış duygular, tamamlanmamış ihtiyaçlar, söylenmemiş sözler, zihinsel ve duygusal enerjiyi bağlar. Duruma, olaya ya da kişiye tekrar tekrar yönelimi tetikler.


Toksik ilişkilerde ayrılamıyor olmanın ardında sorulması gereken doğru soru şudur;

“Hangi çocukluk yaramı kapatmaya çalışıyorum?”


Terk edilme korkusuyla büyüyen biri, ayrılığın kendisinden çok ayrılığın yarattığı boşluktan korkar. Sevgiyi hak etmek için çaba sarf etmeyi öğrenmiş biri, çabanın sona erdiği ilişkide “yeterince sevmemiş” gibi hisseder.


Bowlby'nin bağlanma teorisini bilmeyen kalmadı maşallah (Doğru bilindiği de tartışılır). Güvensiz bağlanan bireyler, bağlanma figürleri tarafından terk edilme tehlikesi hissettiklerinde aşırı tetiklenme yaşarlar. Yani ayrılık düşüncesi, gerçek bir tehlike gibi hissedilir çünkü bağlanma sistemi böyle çalışmaktadır.

Kapanmayan her parantez, bugünkü toksisitenin yakıtıdır. O ilişkide kalmak çoğu zaman o insanı sevmekten değil, içinizdeki tamamlanmamış hikayeyi sonlandırma arzusuyla beslenir.


Anti Toksisite (Panzehir): Açın Şu Kapıları Pencereleri, İçiniz Biraz Hava Alsın

Buraya kadar kafanızda ilişkinize dair soru işareti oluştuysa sevgili dostlar;

Bu önemli... Uyanışın sesi bu…


İyileşme “Sevgilim neden böyle davranıyor?” sorusundan değil “Ben neden bu ilişkideyim?” sorusundan başlar. Bu bir yön değişikliğidir. Ve bu yön değişikliği, sorumluluk almak demektir.


Unutmayınız ki sevgili dostlar; Psikolojik iyilik halinin merkezinde “Gerçekte hissettikleriniz ile farkında olduklarınız arasındaki örtüşme.” vardır.


Toksik bir ilişkide bu örtüşme gerçekleşmez. “İyi olduğunuzu” söylersiniz ama değilsinizdir. “Mutluyuz.” dersiniz ama içinizde kaygı, öfke ve cevapsız sorulardan başka bir şey yoktur. İyileşme, bu iki ses arasındaki mesafeyi kapatmakla başlar.


Kurtuluş

Psikososyal çerçevede toksik ilişkinin etkilerinden kurtulmanın adımları şunlardır:

  • Ne yaşandığını, nasıl hissettirdiğini, hangi örüntülerin tekrar ettiğini olduğu gibi görmek.

  • "Gaslighting, sınır ihlali, duygusal manipülasyon." bunları doğru haliyle teşhis etmek, bu davranışların gücünü kırar.

  • Terapi (Profesyonel destek). Toksik ilişkilerin yükü ağırdır. Ve bu yükü yalnız taşımak zorunda değilsiniz.

  • "Ben ne istiyorum? Ne istemiyorum? Ne hissediyorum? Neye ihtiyaç duyuyorum?" Bunlar sizin sorularınız. Yanıtları sizi size anlatcak. Bu soruları kendine sormayan insan bir ilişkinin sağlıklı ve güçlü benliği olamaz. Hatta muhtemelen o ilişkinin toksik olanıdır.


Özetle;

Toksik bir ilişkiyi tanımlamanın ölçütü şudur;

Bu ilişki sizi kendinize mi yaklaştırıyor, yoksa kendinizden mi uzaklaştırıyor?


Sağlıklı sevgi, sizi olduğunuz gibi görerek hissedilen sevgidir. Sizi duygusal olarak besler, doyurur. Kendinizin en iyi versiyonuna giden yolda ilerlemenize doğru yön verir.


Toksisite ise tam tersini yapar. Daraltır. Boğar. Kendinizden şüphe ettirir. Partnere bağımlı kılar. Ve bu süreç çoğu zaman çok yavaş ilerlediği için fark etmek güçleşir.


Bu yazıyı okurken içinizde şüphe uyandıysa; Bu şüpheyi ciddiye alın.

Ve unutmayınız ki sevgili dostlar; Toksik bir ilişkide olmak, zayıflık, güçsüzlük, aptallık değildir. Sevmek, bağlanmak, umut taşımak insanın varoluş ihtiyaçlarıdır. Ve içinde bulunduğumuz çağda bu ihtiyaçlar bizi yanlış adrese yönlendirebilir.


Nefes alıp verdiğiniz sürece her zaman kendinize dönmenizin zamanı vardır.

Bu her zaman “şimdi”dir.


Okuduğunuz için teşekkürlerimle; Layığınız olan ilişkiler yaşamanız dileklerimle. Cemal M. Bulut

Yorumlar


iletişim
e-posta: harmoni@harmonikulup.com
whatsapp: 05302636896

© 2035, Harmoni Kulüp

bottom of page