top of page

Öz Farkındalık ve Romantik İlişkiler

  • Yazarın fotoğrafı: harmonikulup
    harmonikulup
  • 3 Mar
  • 5 dakikada okunur

Okura Not: Öz Farkındalık konusunu yazı serisi halinde yayınlıyoruz sevgili dostlar. Önceki yazımızda Öz Farkındalık kavramını Psikoloji ve Felsefe bilimlerinin çerçervesinde incelemiş, Öz Farkındalığın romantik ilişkilere yansımasına giriş yapıp, bu yazımızda konuyu işleyeceğimizi yazmıştık. Aşk ilişkilerinde öz farkındalık konusu üzerine birlikte düşüneceğimiz yazımıza, hepiniz hoş geldiniz.


Sevgili dostlar, Öz farkındalık neydi?

Önceki yazımızda şöyle tanımlamıştık; “Bireyin kendi düşünce, duygu ve davranışlarını gözlemleyebilmesi.”


Romantik ilişkide öz farkındalık dediğimiz şey ise, bireyin sadece partnerine ve ilişkilerine yönelik hislerini bilmesi değil; o hislerin ve tetikleyicilerin nereden geldiğini, neye ihtiyaç duyduğunu ve ilişkide nasıl bir iz bıraktığını/bırakacağını görebilmesidir.


İnsanın varoluşu açısından ilişkilerde “ben kimim?” sorusunun canlı kalması gereklidir. Gerçekçi Terapi kişinin ilişki sorumluluğunu alabilmesi için bu soruyla meşgul olması gerektiğini söyler. Dolayısıyla öz farkındalık, duygunun yüzeyini değil, altındaki ihtiyacı fark edebilme kapasitesidir.


Başka bir deyişle bir ilişkide öz farkındalık; partnerlerin iç pusulasının aktif olmasıdır.



Kendini bilmek ilişkiye nasıl yansır?

  1. Kontrollü Temasa Yansır

Önceki yazımızda da değinmiştik;

Öz farkındalık ilişkilerde tepkiyi sağlıklı temasa yöneltir sevgili dostlar. Kendini bilen kişi, duygusunun tepkisini kontrolsüz şekilde dışarı boşaltmaz. Örneğin öfke geldiğinde “Beni çıldırtıyorsun?” diyerek partnerini suçlamak yerine “Şu an değersiz hissediyorum” diyerek öfkesini tetikleyen durumu partnerine ifade edebilir.

Araştırmalar, duygularını adlandırabilen bireylerin ilişki doyumunun anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu gösteriyor. Kaldı ki özellikle duygusal farkındalık, çatışma çözümünde en güçlü öngörücülerden biridir. Özetle: Öz farkındalık, kontrolsüz reaktiviteyi azaltır, duygusal temas kurmayı artırır.

2️. Çözüm Bulma Sorumluluğuna Yansır

Kendini bilmeyen zihin, ilişkideki sorunların ve huzursuzluğun kaynağını çoğu zaman partnerinde arar. Bu durum, ortada huzursuzluk yaratan sorunların çözümünü imkansız hale getirir. Sürekli bir öz savunma durumu oluşturur.

Kendini tanıyan zihin ise bu sorun beni neden huzursuz etti diye sorar. Sorunun kendinden kaynaklanıp kaynaklanmadığından emin olmak ister. Çünkü bilir ki, bugün tetiklenmesine neden olan şey aslında içinde bir yerlerde geçmişte açılmış olan bir yaraya dokunmuştur.

Bu farkındalık ilişkide savunmayı yumuşatır. Çünkü sorun artık saldırganca “sensin” suçlayıcılığını ortadan kaldırıp “bizim aramızdaki bu sorun için çözüm bulalım.” noktasına gelir.

3️. İhtiyaç Diline Yansır

Romantik ilişkilerde en büyük kırılmalar çoğu zaman ihtiyaçların yanlış tercümesinden doğar.

Kontrolcü davranış → aslında güven ihtiyacıdır.

Eleştireş davranış → görülme ihtiyacıdır.

Uzaklaşma hissi → duygusal regülasyon ihtiyacıdır.

Öz farkındalık, davranışın arkasındaki ihtiyacı görünür kılar. Ve ihtiyaç görünür olduğunda, ilişki bir mücadele alanı olmaktan çıkıp, duygusal temas alanına dönüşür.

Arkadaşım Mehmet, sevgilisi mesajına geç cevap verdiğinde öfkeleniyordu. Bir akşam bu davranışı “beni önemsemiyorsun” şeklinde sevgilisine yansıttı. Kızcağız ayrı üzüldü, bizim eşek ayrı üzüldü.

Hayatındaki başka sorunlar nedeniyle depresyonda olduğu bir dönem, psikoterapi almaya başladı ve terapi sürecinde mesajına geç yanıt gelmesinin “çocuklarını önemsemeyen bir babaya sahip olduğu” gerçeğiyle çocukluktaki Mehmet’in babasızlık deneyimini tetiklediğini fark etti.


Bu farkındalıkla sevgilisine “Mesajıma geç cevap verdiğinde içimde önemsenmemişlik duygum tetikleniyor.” dedi. Ve o andan itibaren bu ilişkinin dinamiği değişti. Çünkü “Beni önemsemiyorsun.” suçlayıcılığı yerini duygu paylaşımına bırakmış oldu.


Romantik ilişkide öz farkındalık, partneri bir “boşluğu dolduran kişi” olmaktan çıkarıp onu rastlaştığımız bir başka özne olarak görebilmektir. Bu görüş, ilişkiyi bir ihtiyaç düzenleme sistemi olmaktan çıkartıp iki insanın varoluşuna tanıklık ettiği bir alana dönüştürür. Sağlıklı olan da budur.


Kendini bilmek ilişkide kusursuz olmak değildir. Kendini bilmek, duyguların geldiği yolu tanımaktır. Ve insan kendi iç yolunu tanıdığında, ilişkiye sadece kendi duygularıyla yön vermek zorund kalmaz, partnerinin duygularıyla da yön verir. İlişkinin ben öznesine katkı sağlayan “biz” motifi budur.


Kendini Bilemeyenlerin Aşkı

Öz farkındalığın düşük olduğu bir zihin, genellikle ilişkilerde kötü niyetli değildir; ama iç deneyimini okuyamadığı için ilişkiyi yanlış yollara sürükleyebilir. Sorunların büyük kısmını doğuran nokta; niyet ile etki arasındaki mesafenin açılmasıdır. Dolayısıyla öz farkındalık yoksa, birey ilişkiyi yaşamaz, ilişkide olan biten her şeye tepki verir.


Öz farkındalığı düşük biri ilişkide en çok yaşanan sorunlar;

  1. Duyguyu Davranış Sanma Yanılgısı

Kişi ne hissettiğini ayırt edemediğinde duygular doğrudan tepkiye (davranışa) dönüşür. Örneğin;

Üzüntü, keder → Geri çekilme, İçe kapanma.

Korku, stres, güvensizlik → kontrol, baskı, savunma ve saldırganlık

Değersizlik, görülmeme → suçlama, eleştirme.

Oysa sorun duygular değil, duyguların tercümesinin olmamasıdır.

Araştırmalar düşük duygusal farkındalığın (alexithymia spektrumu) daha yüksek çatışma ve daha düşük ilişki doyumuna neden olduğunu gösteriyor.


  1. Suçlama Döngüsü

Kendini okuyamayan zihin rahatsızlığın kaynağını dışarıda arar. Bu da ilişkide kronik bir savunma iklimi yaratır. “Beni bu hale sen getirdin.”


Terapötik açıdan bu ifade, içsel kontrol odağının zayıf olmasıdır. Kişi bir nedenle tetiklenmiştir anca davranışını seçememiştir. Çözüm aramak yerine ortaya toksik bir döngü çıkar

Tetiklenme → Saldırgan davranış → Partnerin savunma davranışı → haklılık savaşı → Tetiklenme.


  1. Dolaylı Anlatı

Öz farkındalık yoksa, bireyin ihtiyaçları kolay kolay dile gelemez. Bu yüzden ihtiyaçlar genellikle şu maskelerle ortaya çıkar. Pasif agresyonun ortaya çıkmasındaki en önemli neden budur. Partnerler arasında küsme davranışı ihtiyaçların maskelenerek dolaylı ifadesidir. İma maskeleme davranışıdır. Geri çekilme bir maskeleme davranışıdır.


Maskeleme davranışları sürdükçe, partnerin zihni ise bu davranışı çözmeye çalışırken yorulur. Çünkü dile getirilen bir ihtiyaç yoktur, maskelerle gönderilen işaretler vardır.


Farkındalıklı bireylerin arasında kendiliğinden doğan bir dil ve mutlak açık iletişim vardır.


  1. Toksik Döngüyü Tekrarlama

Öz farkındalık, insanlara geçmiş deneyim ile bugünkü tepki arasında köprü kurma becerisi getirir. Bu köprü kurulmadığında kişi tüm ilişkilerinde benzer sahneleri tekrarlar. Bu durum, fark edilmemiş yaşam temalarının tekrar etmesidir. İnsan anlamını çözmediği, neden sorusuna cevap bulamadığı deneyimi istemsizce tekrar eder.


Öz Farkındalık ve Empati

Sevgili dostlar, empati iki dinamikli bir yapıdır. Kendi duygusuna temas edebilen bireyler, partnerin duygusunu algılamada daha başarılıdır. Çünkü sinir sistemi “duygu okuma” fonksiyonunu sağlıklı bir şekilde yürütmektedir ve ayna nöronlar karşıdakinin durumunu aynalamakta başarılıdır demektir.


Yani empati başkasının deneyimlerini anlamak ve anlamlandırmak gibi bir fonksiyon olsa da öncelikle insanın kendi deneyimlerini anlaması ve anlamlandırması gereklidir.


Empati, sinir sistemi düzeyinde duyguyu fark etmeye neden olur, regülasyon kapasitesini artırır Regüle zihin tehdit algısını azaltır, tehdit azaldığında savunma düşer, savunma düşünce duygusal temasa yer açılır. Empati için gereken alan tam olarak duygusal temas alanıdır.


Kendi kırılganlığını tanıyan insan, başkasının kırılganlığını görür. Bu yüzden empati aslında bir teknik değil, hissedilenlerin paylaşılmasını sağlayan alandır.


Okan arkadaş grubumuz içerisinde konuşurken sık sık söz keserek konuşan bir başka arkadaşım. (İsimleri sallıyorum, biliyorsunuz değil mi?) Bunun nedenini sorduğumda “Öyle mi yapıyorum?” diye sordu çünkü bunu yaptığının farkında değildi.


Kendini ifade etmekte zorlandığı bir aile yaşantısı içinde büyümenin çıktısıydı bu. Benim sorgumla bunu anlamadı ama ben biliyordum. Ve o günden sonra sööz almak için bizim konuşmamızı bitirmemizi beklemeye başladı.


Empati burada Okan’ın becerisi değildi belki ama yaptığının farkına varması, bizi rahatsız eden bir Okan ydı.

Öz farkındalık olmadan empati çoğu zaman bir rol niteliği taşır sevgili dostlar. İnsan doğru davranışı sergileyebilir ama duygu paylaşımı oluşmaz. Öz farkındalık gelişmiş bireylerde empati çaba olmaktan çıkar; çünkü kişi artık sadece partnerini değil, insan olmanın ortak kırılganlıklarını hisseden taraftadır. Ve bu noktada ilişki, anlaşılma arayışından çıkarak birbirini hissedip paylaşma deneyimine evrilir.


Okuduğunuz için teşekkürler sevgili dostlar.

Bir sonraki Öz Farkındalık yazı serimizde “Öz Farkındalık Geliştirme Yolları” üzerine bir yazı sunacağım sizlere.


Kendinizi bildiğiniz ve bildiğiniz halinizle uyumlandığınız huzur dolu günler diliyorum.

Sevgiyle kalın…

Cemal M. Bulut

Yorumlar


iletişim
e-posta: harmoni@harmonikulup.com
whatsapp: 05302636896

© 2035, Harmoni Kulüp

bottom of page