top of page

Kötülük Çağında İnsan

  • Yazarın fotoğrafı: harmonikulup
    harmonikulup
  • 13 Oca
  • 4 dakikada okunur

Merhaba sevgili dostlar.

Geçen gün dijital bir platformda izlediğim dizide zor günler geçiren bir anne, oğluna şu sözleri söyledi;

"Bana, başka insanları da önemsediğini ispat edene kadar cezalısın."


Bu sözü duymak beni geçmişe götürdü. Çünkü danışman hocam iyilik ve kötülük konusunu çalıştığımız bir proje çalışmasında "Kötülük, kendinden başka kimseyi önemsememek değildir. Ama iyilik, kendinden başka şeyleri de önemsiyor olmaktır." demişti.


Nasıl oluyor bilmiyorum ama insanlık ilerledikçe kötülük çoğalıyor… Çünkü artık herkes, kendisini dünyanın merkezi zannediyor.


Bu biraz da ruhsal bir gerçeklik. Çünkü çoğumuz iyi bir insan olduğumuza inanırız. Sevdiklerimiz için endişeleniriz, zorluklar yaşayan, acı çeken tanıdıklarımızı hisseder, yakın ilişki içinde olduğumuz insanların zor günlerinde yanında olmaya çalışırız, kimimiz hiç tanımadığı ama ihtiyaç sahibi olan insanlara da el uzatmaya çalışırız. Başkalarına zamanımızı ayırır, değer verdiğimiz insanlara özenle yaklaşırız.


Peki nasıl oluyor da bu kadar iyi insan varken, bu kadar çok kötülük yaşanıyor?


Mesela ne oldu da bu çağın insanı empati bilmez "benlikler” ordusuna dönüştü? Ne oldu da insanlar arasında narsisizm, sahtelik, sinsi düşünceler, çıkarcılık, menfaatçilik aldı başını gidiyor? "İyiliği unutan bir toplum, kaçınılmaz olarak kötülüğün kölesi olur." demişti Sartre. Biz toplum olarak bu kötülüklere alışa alışa kötülüğün kölesi haline mi gelmiş olduk?


Haberlerde, sosyal medyada, çevremizde, yakınımızda görüyoruz, duyuyoruz, hatta maruz kalıyoruz;

Saldırganlık, şiddet, taciz, zorbalık, tehdit, yalan, hile, aldatma, manipüle etme, başkasının hakkını, emeğini veya malını çalma, gasp etme, haksız kazanç sağlama, empati yoksunluğu, merhamet yoksunluğu, kayıtsız kalma, sömürü, sadizm, zalimlik, alaycılık, küçümseme, kibir, baskı, saygısızlık, her durumda kendini haklı çıkarma ve başkalarını kolayca suçlama, kendi riyakârlıklarını veya yanlışlarını görmezden gelme...


Tüm bu kötülükler etrafımızda kol geziyor artık.

Belki de en korkunç tarafı sevgili dostlar;

İnsanların tüm bu kötülükleri yapmayı kendilerine hak görmeleri...



İyilik ve Kötülük Arasında İnsan

İnsan, tarih boyunca hem iyiliğin hem de kötülüğün faili olmuştur. Bir yanda merhametin, paylaşmanın, etik ve ahlakın, vicdan ve şefkatin, sevgi ve saygı gibi erdemlerin temsilcisi insanlar; diğer yanda bencillik, açgözlülük, zalimlik ve zulmün kaynağı olan insanlar... Bu nedenle filozoflar hep aynı soruyu sordular; “İnsanın özü, iyilik mi yoksa kötülük mü?”


Sokrates, kötülüğü cehaletle açıkladı. Kant, iyiliği insani ahlaka uygun yaşamakta buldu. Nietzsche, kavramın göreliliğini ortaya koydu.


Bugüne bakınca gördüklerim dehşet veriyor bana;

Dehşet verici gözlemlerimden biri, insanların kötülüğü meşrulaştırmayı öğrenmiş olması. Diğeri de özellikle o parlak telefon ekranlarından yansıyan insanlar arasında fark ettiğim bir salgın; kötülüğün normalleşmesi ve sıradanlaşması.


Kötülüğün Psikolojisi: Maskeli Salgın

Psikoloji bilimi kötülüğü "Bireyin kendi çıkarı uğruna, başkalarının haklarını, özgürlüğünü, iyi niyetli davranışlarını ve yaşamını hiçe sayması." olarak tanımlar.


Birçoğumuz için kötülük, bir insanın doğuştan getirdiği kötü niyetli ve zarar verici davranış özellikleri olarak görülebilir. Psikoloji, insanların kötücül davranışlarını biyolojik, çevresel ve psikolojik faktörlerin bir ürünü olarak ele alır. Ve psikoloji biliminin çeşitli ekolleri, bu olguya farklı pencerelerden bakar. Bir kaçını örnekleyecek olursak;


Gerçekçi Terapi Ekolü:

William Glasser tarafından geliştirilen bu ekol, insan davranışını “temel ihtiyaçlar” üzerine kurar. Glasser’e göre İnsanın temel ihtiyaçları sevgi, güç, özgürlük, eğlence ve hayatta kalmadır.


Kötü davranışlar, bireyin bu temel ihtiyaçlarını karşılamak için sorumsuz ve etik dışı yollara yönelmesi ve bu yolları seçmesidir.


Yani, kötülük bir tercihtir. Kişi, arzu ettiği güce ulaşmak için manipülasyonu, hazza ulaşmak için kötülük yapmayı seçebilir. Bu ekol, kişinin eylemlerinden sorumlu olduğunu vurgulayarak iyiliğin, ve kötülüğün bu temel ihtiyaçları nasıl karşılamayı seçtiğine göre yorumlar. Etik ve ahlaklı yollarla karşılıyor ise kişi iyidir, etik dışı ve ahlaksızca karşılama çabasının kişiyi kötü insan olarak tanımlayacağını savunur.


Psikanalitik Yaklaşım:

Sigmund Freud kötülüğü ve ahlakı, kişiliğin üç ana bölümüyle açıklar: Id, Ego ve Süperego. Kötülük, ilkel benliğimiz olan Id'in (anlık haz ve arzular) ahlaki vicdanımız olan Süperego'yu domine etmesiyle ortaya çıkar. Süperegosu zayıf veya gelişmemiş bireyler, toplumun ahlak kurallarını hiçe sayarak kendi ilkel arzularının peşinden giderler. İyi bir insan olmak, Süperegonun baskınlığı sayesinde toplumun ve ahlakın beklentilerini içselleştirmekle mümkündür. (Freud'un Yapısal Kişilik Kuramı ile ilgili blog yazısı yazacağım.)


Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT):

Bu ekole göre kötü duygular ve kötü davranışlar, bireyin çarpıtılmış düşünce kalıplarının bir sonucudur. Kişi, olumsuz olaylara karşı geliştirdiği irrasyonel inançlarla, kendisinin ya da başkalarının acı çekmesini haklı çıkarabilir. Örneğin, “Bana haksızlık yapıldı, o yüzden haksızlık yapmak benim de hakkım.” gibi çarpıtılmış bir düşünce, kötü bir eyleme yol açabilir. BDT, bu düşünce kalıplarını değiştirerek bireyin daha etik ve sorumlu kararlar almasını hedefler.


Bu ekoller, kötülüğün bir kader değil, anlık hazlara yenik düşen, sorumluluk almaktan kaçan veya çarpık düşünce kalıplarına sahip bir zihnin ürünü olduğunu gösterir.


Kötülük Virüsü: Karanlık Beşli

Klinik psikolojinin "Karanlık Beşli" (Dark Pentad) olarak tanımladığı beş kişilik özelliği, modern insanın ruhsal çöküşünün en somut kanıtıdır. Narsisizm, Makyavelizm, Psikopati, Sadizm ve Histeri.


Bundan 5 sene öncesinde bu kavram, Karanlık Üçlü (Dark Triad) olarak anılıyordu.

Sosyal açıdan istenmeyen, ancak klinik bir bozukluk olarak da sınıflandırılmayan üç farklı kişilik özelliğini tanımlayan bir kavramdı. Genellikle bir arada bulunan ve manipülatif, bencil ve yıkıcı davranışlarla ilişkilendirilirdi. Narsisizm, Makyavelizm, Psikopati ile ilişkilendirilirdi.


Son yıllarda, özellikle sosyal medyanın kullanımıyla birlikte, insanlarda görülen bu karanlık davranışlara Sadizm ve Histeri davranışları da eklendi. Böylece tanım Karanlık Beşli olarak ifade edilmeye başladı.

Bu çok acı bir durum değil mi?


Neden Kötüleştik?

Peki, insanlık zaman ilerledikçe nasıl oluyor da iyilikten bu kadar uzaklaşıyor? Çağın getirdiği kolaylıklar, insan ilişkilerinin temel değerlerini çiğnemek hakkını nasıl veriyor bu insanlara?


Filozof Platon, insani etiği ve erdemliliği ifade etmek için “İyi, var olan her şeyin en yüksek formudur.” derken, erdemli bir hayatın peşinden koşmamız gerektiğini öğütlüyordu. Sizin çevrenizde kolaycılığa ve hazzın kölesi olmaya karşı duran erdemli insanlar kaldı mı?


İnsana ve insanlığa dair tablonun karanlık olduğunu düşünenlerdenim. Güvensizliğin, umutsuzluğun ve şüphenin hakim olduğu bir tablo görüyorum. Bizi birbirimize düşman birer yabancıya dönüştürmüş bir tablo…


Psikososyal gelişim alanında mesleğini icra eden bir eğitmen olarak, bu tabloyu izlemek topluma öfke duymama neden oluyor (bu hiç doğru değil ve bu bir övünç de değil).


İnsanların, kendi cehaletleri içinde ne kadar kibirli olabildiğini görmek bu öfkemi körüklüyor. Kendinden başka hiçbir şeye önem vermeyen, fırsatçı, tüketici ve doyumsuz bir insan türüne evrilenleri gördükçe bu öfkem daha da artıyor. Bunlar, sadece psikolojik gözlem değil, aynı zamanda insan olarak onurumuza ve ruhumuza yapılan saldırılara şahit olmak sevgili dostlar... İnsana öfkem giderek büyüyor.


Hepimiz yorgunuz. Vicdanlı, merhametli, şefkat dolu insanların her biri yorgun… Bu kaosun içinde “Kendime, çevreme, insanlığa, doğaya, hayvanlara ne katıyorum? Ben neden yaşıyorum? ” diye sorgulayan, düşünen herkes çaresiz ve umutsuz.


Unutmayın ki sevgili dostlar;

İyilik pasif bir eylem değil. Değerli Şenay hocamın dediği gibi “İyilik, iyiliği seçerek yaşama cesaretidir.”


Kötülük, kötülük yapanlar yüzünden yayılmıyor. Kötülüğe karşı sesimizi çıkarmadığımız için yayılıyor.


Harmoni Sosyal iyiliğin ve erdemin unutulmadığı, sorgulayan zihinlerin, iyilik yolunda yürüyen ruhların sığınağı olmak için var sevgili dostlar. Karanlık bir çağdayız. Narsisizm, kibir, manipülasyon kol geziyor. Ama hâlâ iyiliği, insanlığı, erdemleri yaşatmaya gönüllü mis yürekli insanlar var.


İyi ki oralarda bir yerdeler ve iyi ki varlar.

Okuduğunuz için teşekkürler.


Cemal M. Bulut

Yorumlar


iletişim
e-posta: harmoni@harmonikulup.com
whatsapp: 05302636896

© 2035, Harmoni Kulüp

bottom of page