top of page



Sosyal Çürüme
Sayın Dr. Zeliha Bürtek hanıma en derin sevgi ve saygılarımla. Merhaba sevgili dostlar, Bu yazıyı yazmakta uzun süre tereddüt ettim. Çünkü toplumsal eleştiri, çok kolay bir şekilde bir savunmaya ya da karanlığa kapılmaya neden olur. Savunma ise ulusal ve milli duygulara sahip insanlarda saldırganca bir öfkeye neden olur. Nihilist bireylerde ise karamsarlığı güçlendirerek tamamen teslimiyete neden olur. İkisi de anlamlı değildir. Çünkü ikisi de toplumda bir dirhem iyileşmeye n


Renksiz Dünyanın Renksiz İnsanları
Merhaba sevgili dostlar. Konumuz renksizleşen dünya. Ama öncesinde size biraz çocukluğumun en güzel kesitlerinden birini anlatmak istiyorum. Çünkü benim çocukluğumun yazları rengarenk olurdu ve taze boya kokardı. Anneannemin ve dedemin küçük, müstakil, tek katlı evi… Mimari bir şaheser değildi belki ama tuğladan, harçtan çok daha fazlasıydı benim için; kanlı canlı, nefes alan, içindekilerle beraber yaşayan bir evdi orası. Her yaz başında, o eski ahşap pencerelerin rengi değiş


İnsanca Çalışmak Mümkün mü?
Akşam yorgunluğunuz gerçekten de iş yükünüzden mi geliyor? Yoksa iş yerlerinin o steril, beyaz ışıklı toplantı odalarında, çalışma ortamının zorluğu yüzünden mi? İş yaşamına yönelik çalışan profesyoneller ne zaman mikrofon görse, havada asılı kalan, kimsenin yüksek sesle dile getirmeye cesaret edemediği ama herkesin gözünden okunan gerçeklere dokunmadan aynı şeyleri geveleyip duruyor. "Verimlilik, marka değeri, çalışan bağlılığı" üzerine atıp atıp tutuyorlar. Mesai dediğimiz


Simülasyonda mı Yaşıyoruz?
Sevgili dostlar merhaba… Şu an bu satırları okuyorsunuz. Ama bunu yapmadan önce telefonunuzda kaç dakika zaman geçirdiniz? Sosyal medyada ne kadar süre gezindiniz? Kaç bildirime baktınız, kaç video izlediniz, kaç fotoğraf gördünüz? Günlük ekran süreniz kaç saat? Her hafta bu ortalama biraz daha artıyor mu? Daha da önemlisi; ekran süreniz sizi rahatsız ediyor mu? Eğer günde 2-3 saati telefonunuzla geçirip bundan rahatsız olmuyorsanız, bu yazı tam size göre. "Simülasyonda mı Ya


Mutsuzluk Salgını; Cinsiyet Savaşları
HARMONİ KULÜP - MUTSUZLUK SALGINI SERİSİ — IV. YAZI Cinsiyet Savaşları Kadın ve erkeğin aynı anda kaybettiği bir savaşın tarihi üzerine... Bir savaş düşünün. Arkaik çağdan beri devam ediyor. İki taraf var. Kadınlar ve erkekler. Cepheler hiç değişmiyor. Öyle bir savaş ki; hiçbir taraf kazanamaz. Çünkü bir savaşta kazanmanın tek yolu, düşmanı yok etmektir. İşte böyle bir savaş bu... Kadın ya da erkek, hangisi yok olursa olsun, insanlık yok olacak. İnsanlık kaybedecek. Dinozorla


Mutsuzluk Salgını; Mış Gibi Yaşamak
HARMONİ KULÜP • MUTSUZLUK SALGINI SERİSİ • YAZI 3 Sahteliğin Getirdiği Ruhsal Çürüme Bu soru, mutluluğun temel sorusu olabilir mi; Ben kendim olmadan gerçekten mutlu olabilir miyim? Bugün nasılsınız sevgili dostlar? Muhtemelen 'iyiyim' dediniz. Belki gerçekten iyisinizdir. Ama belki de (sadece belki) bu cevap o kadar otomatikleşmiş ki, kendinize sormadan yanıtladınız. “İyiyim” kelimesi ne kadar otomatik, ne kadar pürüzsüz, ne kadar da beklentilere uygun değil mi? Derinlem


Mutsuzluk Salgını; Ego Yamyamlığı
HARMONİ KULÜP • MUTSUZLUK SALGINI SERİSİ • YAZI 2 Narsistleşen Bir Toplumun Anatomisi ve Canavara Dönüşmenin Hikayesi Empati kurmak, fedakarlık yapmak artık enayilik olarak görülüyor? Sınır koymak zorbalık olarak algılanıyor? Eğer bu sorulara siz de “evet bence de öyle” diyorsanız sevgili dostlar, bu yazı, neden “evet öyle” dediğinizi anlatıyor. Biliyorsunuz ki Mutsuzluk Salgını serisinde mutsuzluğun anatomisini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Ve mutsuzluğun en sinsi kaynak


Hız Çağında Yavaşlama Cesareti
Yıl 2013. Marmara Üniversitesinde araştırma grubunda görev aldığım dönemde kurum içinde proje çalışması yapıyorum (Farkındalık araştırması sistem değerlendirmeleri üzerine geliştirdiğim bir kurum içi çalışma.) Değerli bir hocam ile e-posta trafiği içindeyiz. Test aşamasındaki uyumsuzluklar hakkında bilgi alışverişinde bulunurken, insana dair ders alıyorum. Öğretmenlik ne zor iş... 13 yıldır saklıyorum şu görseli... "İnsan, kendi yarattığı hızın altında ezilen tek hayvandır."


Sosyal Medya Cellatları ve Linç Kültürü
“Canavarlarla savaşan kişi, sonunda canavara dönüşmemeye dikkat etmeli.” Friedrich Nietzsche Merhaba sevgili dostlar; Hiç tanımadığınız bir insanın, bir tweet yüzünden hayatının mahvolduğuna şahit oldunuz mu? On binlerce yorum, binlerce hakaret, ekranlara yansıyan aşağılamalar, tehditler… Ve biz oradayız. Ya sessizce izliyoruz ya da linç eden kalabalığa karışarak bir taş da biz atıyoruz. Peki neden? Stanford Üniversitesi’nde 2022 yılında yapılan bir sosyal psikoloji araştırm


Modern Çağ Kadını Olmak
Yirmi birinci yüzyılda kadın olmak, insan bilimleri (sosyoloji, psikoloji, antropoloji) penceresinden bakıldığında "kazanılmış haklar" ile "yeni nesil yükler" arasında sıkışmış bir hibrit varoluş mücadelesi halinde. Modernite kadına "her şey olabilirsin" dedi, ancak "her şey olurken nelerden vazgeçmelisin, nelerden vazgeçmemelisin?" sorularını yanıtsız bıraktı. Şimdi gelin, bu yazımızla birlikte insan bilimlerinin çıktılarını referans alarak; yirmibirinci yüzyıl kadınına y


Kötülük Çağında İnsan
Merhaba sevgili dostlar. Geçen gün dijital bir platformda izlediğim bir dizide zor günler geçiren bir anne, oğluna şu sözleri söyledi; "Başka insanları da önemsediğini ispat edene kadar cezalısın." Bu sözü duyduğumda geçmişe, öğrencilik yıllarıma döndüm. Danışman hocam iyilik ve kötülük konusunu incelediğimiz bir proje çalışmasındaki sözleri geldi aklıma. "Kötülük, kendinden başka kimseyi önemsememektir. İyilik, kendinden başka şeyleri de önemsiyor olmaktır." demişti. Nasıl o
bottom of page