Gerçek Aşk ve Aşkın Psikolojisi
- harmonikulup
- 7 Oca
- 2 dakikada okunur
"Aşk yaşanır, anlatılmaz" klişesi aslında gerçeğin bir parçasıdır.
Çünkü aşkı tanımlamak pek kolay değildir sevgili dostlar.
Benim kişisel aşk tanımım şudur
"Aşk, karşı konulamaz bir çekim, hayranlık ve tutkuyla hissedilen, sevginin aşkın halidir."
Benim kişisel tanımımdan daha önemli olan ise; Modern psikolojinin aşkı sadece bir duygu olarak değil, aynı zamanda bilinçli bir seçim ve bir eylem olarak ele almasıdır. :)
Psikolojiye Göre Aşk: Duygu mu, Eylem mi?
Psikoloji bilimi, aşkı biyolojik bir dürtüden öte, daha derin bir anlam çerçevesinde inceler. Önemli psikoloji kuramcılarının aşk tanımları, aşk duygusunun hissetmekten çok "bir eylem" olduğunu vurgular. Örneğin sevgi duygusu üzerine çalışmış psikoloji dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Erich Fromm aşkı tanımlarken; "Aşk, pasif bir duygu değil, aktif bir eylemdir." demiştir.
Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud aşkı, bireyin otonomisinden vazgeçerek bilinçli bir şekilde başkasıyla "duygusal bağ" kurması olarak ifade etmiştir.
Carl Jung ise aşkı, "İnsanın kendi içinde barındırdığı parçaları yansıtması." şeklinde ifade ederek tanımlamıştır. (Projeksiyon.)
Günümüzde Aşk
Günümüzde aşk, maalesef ki sağlıksız ilişkiler çöplüğüne dönüşmüş durumda. Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte, ilişkiler derinliğini yitirdi. Manipülatif, sığ, bağımlı, narsistik ve toksik davranışların kurbanı olarak derinliğini yitirdi ve yüzeyselleşti.
Toksik İlişkiler Neden Yaşanıyor?
Sağlıksız ilişkilerin bu kadar yaygınlaşmasının temelinde, günümüz insanında giderek artan narsisistik eğilim ile birlikte bireyselleşme ve tüketim kültürünün etkisi çok fazla.
Teknolojinin getirdiği kolaylıklar ve tüketim kültürü, insanı sadece anlık hazza yöneltti. İlişkiler de bu anlık haz/tatmin arayışından nasibini almış oldu. Günümüzde ilişkiler hızla tüketilen, kolayca değiştirilebilen bir ürün gibi görülerek yaşanıyor. (Anlık Tatmin Arayışı)
Flört uygulamaları ve sosyal medya platformları kullanıcılarda "başkaları da var" algısı oluşturdu. Böylece insanın bağ kurma yeteneğini köreltti ve seçeneklere (alternatiflere) yönelme eğilimini arttırdı.
Aşk Psikolojisi aşkın dilinin "biz" dinamikleri olduğunu söyler. Oysa toplumumuzda insanlar aşırı "ben" odaklı hale geldi. İnsanımız sadece "Benim mutluluğum, benim duygularım, benim isteklerim, benim arzularım..." gibi duygusal taleplerini önceler hale geldi. İlişkiye "Biz" değil "ben" çerçevesinden bakılır oldu.
Böylece insanlar, aşkın gerektirdiği "biz" sorumluluğu almaktan, emek vermekten ve fedakarlık yapmaktan kaçınarak, kolay olana yönelir hale geldi.
Gerçek Aşk Var Mı?
İçinde bulunduğumuz çağın insanları arasında olmamıza rağmen "Gerçek Aşk Var Mı?" sorusunun cevabı nettir. Gerçek aşk vardır.
Ama bu duygu bencil, egoist, çıkarcı, haz düşkünü insanlarla yaşanabilir bir şey değildir. Aşk, emek ister. Aşk, fedakarlık ister. Aşk, dürüstlük ve sadakat ister. Aşk, güven ve sabır ister. Yani sevgili dostlar, bu çağda Ask, CESARET gibi ağır bir sorumluluk ister.
Tüketim çağının kalıplara sıkıştırılmış hazır paket ilişkilerinde gerçek aşk yoktur. İki insanın birbiri için özenle atan, cesur yüreklerinde aşk vardır.
"Aşk diye bir şey yok" diyenler, ya kendi içlerindeki sevgisizliğin eksikliğini ya da sorumluluktan kaçışı seslendiriyorlardır.
Ayrıca Psikoloji bilimine göre gerçek aşk; dışarıda bir yerde bulunmayı bekleyen bir nesne değildir. Önce kendi içimizde inşa etmemiz gereken olgunluk, cesaret ve adanma gibi sorumlulukları alma eylemidir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
İnandığınız ve arzuladığınız biçimde Aşkla kalın dostlar! Cemal M. Bulut cemalmuhsin.bulut@gmail.com




Yorumlar