İlişkiniz Sağlıklı mı?
- harmonikulup
- 1 Mar
- 5 dakikada okunur
"Biz" olmanın değil, bireyin beklentilerinin öne çıktığı sibernetik bir çağda, bir ilişki içinde kalmak, birbirimize temas edebilmek her geçen gün daha da zor. — Dr. Engin Eker
Türkiye'de geçen son iki yılda da toplam 381 bin çift boşanmış. Muhtemelen bu çiftlerin bir çoğu, sağlıklı bir ilişkinin ne olduğunu hiç öğrenmeden evlenmişti.
Peki ya siz sevgili dostlar? İlişkide geçirdiğiniz son bir haftaya bakın. Kaç kez gerçekten görüldüğünüzü, anlaşıldığınızı hissettiniz? Yani partnerinizin yanındayken, düşüncelerinizin, duygularınızın, korkularınızın ve ilişkiye kattıklarınızın anlamıyla var olduğunu hissettiniz mi?
Çoğu insan bu sorularla kolay kolay yüzleşemez. Çünkü sağlıklı ilişki denildiğinde aklımıza genellikle kavga etmemek, aldatılmamak, uyumlu olmak gelir. Oysa bunlar tek başına bir ilişkinin sağlıklı olduğunun göstergesi değildir.

İncinmemek ile iyilik hali arasında derin bir uçurum vardır. Ve biz, bu ülkede çoğunlukla incinmemeyi bir başarı kriteri zannederek büyüdük.
TÜİK'in 2024 verilerine göre Türkiye'de 187 bin 343 çift boşandı. 2025 yılında bu sayı 193 bin 793 olarak kayda geçti. Boşanmaların yüzde 63,7'si evliliğin ilk on yılında gerçekleşti. Bu rakam bize çok net bir şey söylüyor; Biz olmayı öğrenmeden ilişkiye başlıyoruz ve karşımızdaki insanı anlamayı öğrenmeden ilişkiyi bitiriyoruz.
Peki sağlıklı ilişki nedir? Neden bazı ilişkiler insanı büyütür, bazıları ise yavaş yavaş tüketir? Ve bu farkı yaratanın sadece 'doğru kişiyi bulmak' olmadığını, doğru insan olmayı bilmek olduğunu öğrenmek ne kadar sürer?

Harvard Üniversitesi’nin 80 yılı aşkın süredir devam eden "Yetişkin Gelişimi" adlı çalışmada (The Harvard Study of Adult Development), insanı hayatta ve sağlıklı tutan en büyük faktörün para veya kariyer değil, nitelikli ve sağlıklı sürdürülen ilişkiler olduğunu kanıtlamıştır.
Sağlıksız ilişkilerin bir parçası olmayı, günde 15 sigara içmek kadar ölümcül bulan sosyolojik çalışmalar bulunmaktadır.
Harvard Üniversitesindeki amcaların dediği doğru ama bence eksik. İnsanlar sadece 'yalnız kalmamak' için birbirine sığınmıyor. Biz, bir başkasının gözlerinde kendi varlığımızın kanıtını arıyoruz. Aşk, karşındakinde sende olmayan bir şeyi görüp ona hayranlıkla dolu duygular beslemektir. Sağlıklı bir ilişkide o hayranlık 'gerçek olanı görme' dürüstlüğünden kaynaklanır.
Sağlıklı İlişki Bir His Değil, Sağlam Bir Zemin
Varoluşçu psikolojinin yaşayan evsanelerinden Irvin Yalom, insanın dört temel varoluşsal kaygısından birinin ilişkisellik (gerçek bağ kurabilme kapasitesi açısından) olduğunu söyler. Diğerlerini de ölüm, özgürlük, anlam gibi büyük sorularla boğuşmak olarak tanımlar. Fakat Yalom’a göre bu kaygılar kadar önemli bir sorumuz daha vardır; Arzu ettiğim ilişkiyi yaşayabilir miyim?
Sağlıklı bir ilişki bizi bu sorudan kurtarandır. Çünkü, artık bu soruyla yüzleşmek için güvenli bir zemindeyizdir. Bu zemin üç şey üzerine kurulur; görülmek, duyulmak ve yargılanmadan var olabilmek. Sağlıklı bir ilişki bizi mutlu etmekten ziyade öncelikle; bizi ilişkinin içinde var etmek zorundadır.
John Bowlby'nin bağlanma teorisi, çocuklukta güvenli bağlanma yaşayan bireylerin, yetişkinlikte yaşadığı ilişkide kolayca yakınlık kurabildiğini ve sağlıklı bir özerk yapı sağlayabildiğini anlatır. Güvensiz bağlananlar ise ya boğucu bir şekilde tutunur ya da duygularını ilişkiye yansıtmakta (partnerine yansıtmakta) zorlanır. Bu örüntüler, ilk ilişkimizi yaşamadan çok zaman önce yazılmıştır… annemizin ses tonuyla, babamızın bize bakışıyla…
Türkiye özelinde baktığımızda bu tablo daha da karmaşıklaşır. Geleneksel aile yapısı içinde büyüyen bireyler, çoğunlukla duygusal ifadeyi değil, cinsiyet rollerini öğrenir. Erkek sağlayıcı, kadın vericidir (her anlamda). Sevgi mi? Hissedildiği farz edilir…
Sağlıklı Bir İlişkinin Psikolojik Yansımaları
Araştırmalar tutarlı biçimde gösteriyor ki; Sağlıklı bir romantik ilişki içinde olmak, yalnızca duygusal refahı değil, beyin kimyasını, bağışıklık sistemini ve hatta ağrı eşiğini olumlu yönde etkiliyor sevgili dostlar. Ama bu etki sadece "mutlu olmak" aracılığıyla değil, güvenli bağlanma aracılığıyla da gerçekleşiyor.
Duygu Odaklı Terapi'nin (EFT) kurucusu Sue Johnson'ın çalışmaları; İnsanların ilişkilerinde tehdit hissettiklerinde (duygusal olarak erişilemeyen, yanıt vermeyen bir partner ile birlikte olduklarında) amigdala tıpkı fiziksel bir tehlike anında verdiği tepkiyi veriyor. Bu tepki esnasında partnerler arasındaki çatışma ve kavgalar “seni kaybetmekten korkuyorum.” demek oluyor.
Sağlıklı bir ilişkinin psikolojik yansımaları nelerdir?
Sağlıklı ilişki içerisindeki insanların öz farkındalığı artar. Güvenli bir ilişki içinde kendinizle yüzleşmek daha az tehditkâr hale gelir. Çünkü hata yaptığınızda cezalandırılmayacağınızı bilirsiniz. Bu bilgi, savunmacılığı azaltır ve içgörü kapasitesini açar. Dolayısıyla sağlıklı ilişkide olan biri kendini sever, kendine değer verir.
Kimlik daha sağlam hale gelir. Görülmek, anlaşılmak ve onaylanmak kimlik inşasının temelini oluşturur. Filozof Martin Buber'in dediği gibi 'Ben ancak Sen aracılığıyla var olurum.' Sizi olduğunuz gibi yansıtan bir ilişki, kim olduğunuzu daha net görmenizi sağlar.
Ayrıca partnerlerin sinir sistemine yönelik düzenleyici kapasitesi güçlenir. Nörobiyoloji perspektifinden bakıldığında; sağlıklı bir ilişki, insanın sinir sistemi üzerinde 'düzenleyici' işlevi görür. Partnerinizin sakin sesi, sevgi dolu bakışı, şartlar ne olursa olsun yanımızda olduğunu güvenle hissettirmesi, gülümsemesi, şefkat ve sevgi göstermesi sinir sisteminizin sağlıklı işlev sürdürmesi için gereken düzenlemeye yardımcı olur. Bu bir mecaz değil, nörobiyolojik bir gerçekliktir.
Sağlıklı İlişkiyi Sağlıksız İlişkiden Ayıran İnce Çizgi
Pek çok insan yıllarca sürdürdüğü bir ilişkinin sağlıklı olup olmadığını düşünmez bile. Düşünenler de genellikle şu cevabı verir; 'Fena sayılmaz.'
'Fena sayılmaz' yanıtı, Türkiye'deki pek çok ilişkinin kitabesi gibidir. Sağlıksız bir ilişki insanı yavaş yavaş, fark ettirmeden, alıştıra alıştıra küçültür ve yok eder (Tüketir). Bu tükeniş, genellikle fena sayılmayan o ilişkinin aslında yanlış sayılmasıyla ilişkilidir.
Sağlıklı ilişki ile sağlıksız ilişki arasındaki fark; sadece şiddetli kavgalar veya açık suçlamalarla değil, daha sessiz örüntülerle de belirlenir. Bu örüntülerden birkaçı;
Sağlıklı ilişkide çatışma, yıkım değil netlik aracıdır. Partnerler uzlaşma arayışındadır. Farklı düşünmek mümkündür ve bu farklılıklar ilişkiyi tehdit etmez. Sağlıksız ilişkide ise her anlaşmazlık bir varoluşsal tehdit gibi hissedilir. Dolayısıyla ya tehdit hisseden birey kaçmak ya da saldırmak ister.
Sağlıklı ilişkide her iki taraf da kendi bireyselliğini korur. Ayrı iç dünyalar, ayrı ilgi alanları, ayrı zaman dilimleri... Sağlıksız ilişkide ise birinin kimliği diğerine çarptıkça, sürekli bir güç savaşı yaşanır. İlişkilerde savaşmanın bedelini genellikle bir kişi ağır bir şekilde öder. Duygularını ve kişiliğini kaybederek...
Sağlıklı ilişkide ihtiyaçlar çekinmeden ifade edilebilir. “Yalnız hissediyorum, bu beni incitti, böyle olmasını arzu ediyorum.' gibi ifadeler karşılıklı güvenin işaretidir. Sağlıksız ilişkide ise ihtiyaç duymak bile başlı başına bir güvensizlik kaynağı haline gelir.
Türkiye'de İlişkiler
Türkiye'de boşanma oranlarının son 25 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını biliyoruz. Ama bu rakamların arkasındaki psikolojik iklim daha az konuşuluyor. Dr. Şenay Aksu’ya göre boşanmaların temel nedenlerinden biri, geleneksel cinsiyet rolleriyle modern bireysellik beklentileri arasındaki derin çatışmalardır.
Kadınlar yalnızca aşk evliliği değil, içinde var olduklarını hissettikleri bir eşitliğe sahip olmayı talep ediyorlar. Erkekler ise çoğu zaman kendilerinden duygusal temas beklenmediği bir sistemde büyüdüklerinden, bu taleple baş başa kaldıklarında yanıt veremiyorlar. Sonuç: İki yalnız insan, aynı evde, aynı yatakta hâlâ birbirlerini arıyorlar.
Üstelik Türkiye'deki çiftlerin önemli bir kısmı, ilişkilerindeki duygusal mesafeye ve farklılıklara dayalı arayışlarını 'normal' olarak kabul ediyor. Ama maalesef ki bu arayışın bir kayıp haline geldiğini ayrılık/boşanma aşamasına vardıktan sonra görüyorlar.
Ve bu noktada sağlıklı ilişki kavramı hem kişisel hem de toplumsal bir anlam kazanıyor. Çünkü sağlıklı ilişkiler içinde büyüyen bireyler, daha sağlıklı topluluklar oluşturur. Bir ilişkide güvende olmayı öğrenen insan, başkalarına karşı da güvenli olmayı öğrenir.
Okura Soru
Sevgili dostlar; Sağlıklı bir ilişki sizi değiştirmez, kendinizi bulmanıza, kendinizi sevmenize ve kendinize değer vermenize zemin hazırlar.
Belki şu an bir ilişki içindesinizdir ve okurken içinizde bir şeylerin kıpırdadığını hissettiniz. Belki yıllardır birliktesiniz ve bu satırlar içinizdeki çatışmayı daha görünür kıldı. Belki sağlıklı bir ilişkinin nasıl bir şey olduğunu henüz bilmiyorsunuz. Belki de sağlıklı bir ilişki yaşayacağınıza dair inancınız kalmadı. Tüm bu olasılıklar içinde olanları şu soruyla baş başa bırakıyorum;
Şu an içinde bulunduğunuz ilişkide var olduğunu hissediyor musunuz, yoksa hissediyormuş gibi mi yapıyorsunuz?
Okuduğunuz için teşekkürler sevgili dostlar
Sonraki yazımızda görüşmek üzere
Var olduğunuzu hissettiğiniz aşkla kalın.
Kaynakça & Referanslar
• TÜİK, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri 2024 • Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss. Hogarth Press. • Johnson, S. (2008). Hold Me Tight. Little, Brown and Company. • Yalom, I. (1980). Existential Psychotherapy. Basic Books. • Buber, M. (1923). I and Thou. T&T Clark. • Dr. Engin Eker, İstanbul Kültür Üniversitesi Psikoloji Araştırma Merkezi (2024) • Dr. Şenay Aksu, Marmara Üniversitesi Psikososyal Gelişim Endeksi Araştırma Çalışması (2017)
harmonikulup.com • Psikososyal Farkındalık Kulübünüz




Yorumlar