İnsan Psikolojisi 2 / Sorunlar ve Sağlamlık
- harmonikulup
- 8 Oca
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 13 Oca
Kırılganlığa Karşı Ruhun Mukavemeti
Bir önceki "İnsan Psikolojisi" başlıklı yazımızda, bizi biz yapan ruhsal çarklar ve zihnimizin kuytu köşelerinde dönen psikolojik mekanizmalar üzerine bir yazı paylaşmıştım. Ancak insan dediğimiz varlık, çarkları işleyen bir mekanizma değil. İnsan denen varlık, ruhu yaralanan, kanayan ve o yaraların izlerini birer mühür gibi geçmişten geleceğe taşıyan bir hikâyedir.
Bu bölümde, çoğumuzun bir "kusur" ya da "zayıflık" gibi saklamaya çalıştığı psikolojik sorunları ve bu sorunların içinden Anka kuşu gibi doğabileceğimizi, yani psikolojik sağlamlığı kaleme alacağım.

Ruhun Kırılganlığı ve Yaraları; Psikolojik Sorunlar Birer Kusur mu?
Modern dünya bizden pürüzsüz bir hayat, pürüzsüz bir form, pürüzsüz bir mutluluk bekliyor. Oysa hayat pürüzsüz değil. İnsan kusurlu bir varlık. Ve yaşam insana pürüzsüz bir mutluluk vaat etmiyor.
Psikoloji bilimi diyor ki; ruhun yara alması, hayatta kalma çabasıdır.
Mesela; kaygı (anksiyete), bizi belirsiz bir geleceğe karşı korumaya çalışan bir işarettir. Depresyon, ruhun "artık taşıyamıyorum" diyerek attığı çığlıktır. Yani psikolojik sorunlar, hayatın üzerimizde bıraktığı hasarların dışavurumudur.
Ancak bu hasarlar, nihilizmin karanlığında kaybolmak için değil, bireyin kendi hakikatine uyanması için birer alarmdır. Ruh, acı çekerek kendi sınırlarını öğrenir. Bizler, o zorlukların ve acıların karanlığına düşmeden, kendi ışığımızın gücünü nereden bilebiliriz?
Psikolojik Sorun Nedir?
Psikolojik sorunlar; bireyin duygu, düşünce ve davranış alanlarında yaşadığı, yaşam kalitesini düşüren ve işlevselliğini zorlayan durumları kapsar. Fakat bu noktada kritik bir ayrım vardır; Psikolojik sorun, yalnızca “acı çekmek, kederlenmek.” değildir. Bir durum ya da olayın psikolojik sorun olarak değerlendirilmesi için aşağıdaki yaşam deneyimlerinin var olması gereklidir
Eğer bireyin ruh hali;
Günlük yaşamını sürdürmesini zorlaştırıyorsa,
İlişkilerinde, iş yaşamında ya da iç dünyasında belirgin bir uyumsuzluk veya dengesizlik yaratıyorsa,
Kişinin kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi (kurduğu bağları) zedeliyorsa,
Uzun süreli ve tekrar edici bir nitelik taşıyorsa
Yukarıdaki durumlar psikolojik olarak bir sorunun varlığını işaret ederken unutulmaması gereken en önemli konu şudur dostlar;
Kaygı, depresyon, travma sonrası tepkiler, obsesif düşünceler, ilişki sorunları ya da benlik algısındaki bozulmaların hiçbiri insanı “kusurlu” bir birey yapmaz. Aksine, o insanın ne kadar hassas ve derinlikli bir varlık olduğunu gösterir.
Neden Psikolojik Sorunlar Yaşıyoruz?
Çünkü insan yalnızca biyolojik bir varlık değildir.
İnsan, yaşamı boyunca anlam arayan, sorgulayan, bağ kuran, hayal kırıklığı yaşayan, kazanan, kaybeden, yaşamsal ihtiyaçları olduğu kadar, duygusal ihtiyaçları olan, istek ve arzular olan bir varlıktır.
Buna karşın içinde bulunduğumuz çağ, bu varlığa; duygularını bastırmayı, güçlü görünmeyi, düştüğü gibi kalkmasını, sürekli mutlu olmasını dayatan bir forma büründü. Bunun payını sosyal medyadan para kazanmaya başlayan ve etkileşim uğruna zırvalamaktan vazgeçmeyen sözde ruh sağlığı uzmanı geçinen psikolog ve psikiyatristlere vermemiz gerekli. Kişisel gelişim uzmanı veya yaşam koçu olduğunu iddia eden şarlatanlara değinme gereği duymuyorum bile…
Hayır kardeşim insan kusurlu ve kusurlu olduğu kadar da kırılgan bir varlık. İnsan ruhu, duyguları bastırdığında o duyguları yok edemez. Tam tersine, duyguların potansiyeli vardır ve bir gün bir yerlerde dışarı çıkacak kadar büyür. Ve insanın psikolojik yapısı, duyguları bastırıldığında kendini başka yollarla ifade eden özellikler taşır. Birçok psikolojik sorun; ifade edilemeyen duyguların, yaşanamayan acı ve yasların, kurulamayan sınırların sonucudur.

Psikolojik Sağlamlık Nedir (ve Ne Değildir)?
Psikolojik sağlamlık bazen (genellikle) yanlış anlaşılır. Psikolojik sağlamlık, hiçbir şeyden etkilenmemek, hiç üzülmemek, kaygılanmamak, sürekli dimdik durmak ve hiç düşmemek ya da olumsuz durumlar karşısında hissizleşmek değildir. Aksine; eğilmek, bükülmek, bazen paramparça olmayı kabul etmektir. Ve kendini hazır hissettiğinde o parçaları yeniden bir araya getirme iradesini göstermektir. Japonların Kintsugi sanatında olduğu gibi; kırılan seramiklerin altınla birleştirilip, eskisinden çok daha değerli ve estetik bir hale getirilmesi gibidir ruhun yolculuğu.
Psikolojik sağlamlık geliştiren bireyler acıyı inkâr etmez. Duygularını bastırmaz ve kabullenerek yaşar. Aynı zamanda bu duygularla zorlandığını da kabul eder. Yaşanan zorluklarla birlikte doğan acı, keder, öfke gibi olumsuz duyguların, kendi tekâmül yolculuğunda neye hizmet ettiğini keşfetmeye çalışır.
Psikolojik sağlamlık, doğuştan gelmez; yaşam içinde hayatın gerçekliği ve çevremizdekilerle kurulan ilişkinin uyumlanmasıyla, dengeye oturmasıyla oluşur. Yani bireyin olgunlaşmasıdır.
Psikolojik sağlamlığı olan insan “Benim başıma bu gelmemeliydi” yerine “Başıma bu geldi ama şimdi ben bununla ne yapabilirim?” diyendir. Duygularını düşman değil, rehber olarak görendir. Kendini başkalarıyla değil, geçmiş günlerdeki haliyle kıyaslayandır. Kendi kusurunun farkında olandır. Kontrol edemediği şeylerin duygularını kontrol etmesine izin vermeyendir.
Psikolojik sağlamlık iyimserlik meselesi değildir. İnsanın kendi gerçekliği ve hayatın gerçekliği ile uyum sağlayarak temas kurabilme cesaretidir.
Psikolojik Sorunlar ve Sağlamlık Birbirinin Zıttı mı?
Hayır. Çoğu zaman tam tersidir. Psikolojik sağlamlık; psikolojik sorunlarla mücadele ederek gelişir. Hayat yolculuğunda hiç zorlanmamış bir ruh, hayata dair derinlik kazanamaz. Hayata anlam da kazandıramaz. Bu yüzden bazı insanlar; Çok şey yaşamış, çok yara almış ama bir o kadar sağlamlaşmıştır.
Buradaki “sağlamlık” acının yokluğu değildir, acıyla kurulan ilişkinin hayatın olağan akışındaki varlığına uyum sağlamaya dönüşmesidir.
Psikoloji bilimi der ki; “Sorunların seni tanımlamaz. Onlarla nasıl ilişkilendiğin seni tanımlar.”
Psikolojik sorunlar, insan olmanın kaçınılmaz bir parçasıdır. Psikolojik sağlamlık ise, bu insanlığı inkâr etmemeyi öğrenmektir. Unutmayınız ki dostlar; yaralarımız, kimliğimizdir.
Psikolojik sağlık, hiçbir sorunun olmadığı steril bir hayat sürmek değildir. Gerçek sağlık; fırtınanın ortasında bile köklerimizin toprağa tutunduğunu bilmek, dallarımız kırılsa da baharda yeniden çiçek açacağımıza inanmaktır. Psikoloji bize iyileşmeyi vaat etmez; psikoloji bize kendimizle tanışmayı ve o "hasarlı" halimizi kabullenme sanatını öğretir.
Yaralarınızdan ve acılarınızdan utanmayın. Onlar sizin bu hayata karşı verdiğiniz mücadelenin asil birer nişanesidir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Ruhunuzun çatlaklarından ışığın eksik olmaması dileğiyle...
Cemal M. Bulut




Yorumlar